İMK Madde 39 — Yürütme
Yürütme
(1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
İçtihat ara
Madde gerekçeleri1
İlk kabul gerekçesi
Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)
Yürütme maddesidir.
Alt Komisyon Raporu
“İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı (1/850)” 30/5/2017 tarihinde esas Komisyon olarak Komisyonumuza havale edilmiştir. Tasarı, Adalet Komisyonu Başkanı Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya başkanlığında gerçekleştirilen Komisyonumuzun 6/6/2017 tarihli toplantısında Hükümeti temsilen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Danıştay Başkanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu temsilcilerinin katılımlarıyla görüşülmüştür. Tasarı daha ayrıntılı incelenmek üzere dokuz üyeden müteşekkil Alt Komisyona havale edilmiştir.
Alt Komisyonumuz; Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya başkanlığında 8/6/2017 ve 14/6/2017 tarihlerinde yapılan toplantılarda Adalet Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Danıştay Başkanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye Barolar Birliği, Hak İşçi Sendikalar Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, Ankara Arabulucular Derneği, Uluslararası Arabulucular Derneği, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Anatolia Çözüm Merkezi temsilcileri ile Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Akın, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Talat Canbolat, Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Serkan Odaman, Kırıkkale Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Cavit Demiral ile Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Alper Bulur’un katılımlarıyla Tasarıyı görüşmüştür.
Müzakerelerde Tasarıya ilişkin genel olarak aşağıdaki eleştiriler dile getirilmiştir:
İş hukuku, sosyal bir hukuk dalıdır. İşçiyi koruma/gözetme ve işçi lehine yorum ilkesi, işçinin işverene karşı zayıf konumda olduğu dikkate alınarak, tüm yasaların özünde yer alan, iş hukukunun genel kabul görmüş temel ilkesidir. Dolayısıyla iş hukukunda, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak taraf iradelerine sınırlı olarak itibar edilir. İşçiye sağlanan bu koruma, sadece iş ilişkisinin kuruluşu ve uygulanması sürecini değil, iş ilişkisinin bütününü kapsamaktadır. Arabuluculuk müessesesi ise gönüllülük ve isteğe bağlılık esasına dayalı, tarafların süreçte eşit haklara ve imkânlara sahip olduğu alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden birisidir. Ekonomik olarak zayıf, alacağını ve haklarını tam olarak bilemeyen işçinin, işveren ile eşit haklara ve imkânlara sahip olmadığı aşikardır. Dolayısıyla iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğa ilişkin Tasarıyla getirilen düzenleme, gönüllülüğü ve isteğe bağlılığı ortadan kaldırması ve taraf iradelerinin eşit olmaması nedeniyle daha en başta arabuluculuk müessesesinin doğasıyla çelişmektedir.
İş hukukunun işçiyi koruyucu düzenlemelerinin göz ardı edilmesi, işçi alacaklarının özel hukuk alacağı gibi değerlendirilmesi sonucunu ortaya çıkaracak ve iş sözleşmesini adeta ticari bir sözleşmeden farksız kılacaktır. Düşük ücretlerle çalışan işçiler, nakit ihtiyacı, davaların uzun sürmesi gibi baskılarla gerçek alacaklarının bir kısmından feragat ederek uzlaşma yolunu tercih etmek zorunda kalacaklardır. Diğer yandan arabulucunun görevini tarafsız olarak yerine getirme yükümlülüğü bulunduğundan, işçiyi alacak miktarı ve hakları bakımından bilgilendirmesi de mümkün olmadığından neticede işçiler, hak ettiklerinin çok altında anlaşmalara razı edilerek ciddi hak kayıplarına uğrayacaklardır. İşsiz olan ve bir an önce paraya ihtiyaç duyan işçinin, haklarının bir kısmından feragat ederek imzalayacağı uzlaşma tutanağı, işçinin gerçek iradesini ortaya koymayacaktır. Yapılmak istenen düzenleme, işçilerin emeğinin, sosyal devlet ilkesine aykırı biçiminde pazarlık konusu yapılmasına yol açacaktır. Amaç işçinin alacağına kavuşma süresinin kısaltılması ise yargılamayı hızlandıracak yöntemler geliştirilmelidir. Kaldı ki, kurgulanan dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk sistemi ile yargıya erişim süreci geciktirilmektedir. Öte yandan yargının yükünü azaltmak, arabuluculuk faaliyetinin amacı olamaz.
Dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk uygulaması yerine diğer ülke uygulamalarında uygulandığı gibi mahkeme bünyesinde ve bir uzlaştırmacı hâkim tarafından uzlaşma aşamasının gerçekleştirilmesi, iş uyuşmazlıklarının çözümü açısından daha uygun olacaktır. Teknik anlamda bilgilendirme yapılmadan işçi ve işveren bir araya getirilmemelidir. Zira işçi sadece ekonomik olarak değil, haklarını bilme ve delil niteliğindeki belgelere sahip olma gibi birçok konuda işveren karşısında dezavantajlı taraftır.
Arabulucu tarafsız ve bağımsızdır. Arabulucular hukukçu olsalar da taraflar çözümlerini kendileri üretmek durumundadırlar. Arabulucu herhangi bir çözüm önerisi getiremez ve hukuki yönlendirmede de bulunmaz. Haklarını bilmeyen taraf, sürece eşit olarak katılamayacak ve menfaatlerini tespit edemeyecektir. Bundan dolayı arabuluculuk sürecinde işçi aleyhine olan eşitsizliğin giderilmesi ancak işçinin avukatıyla sürece katılmasıyla mümkün olabilecektir.
Tasarıyla yıllık izin ücreti ve bir kısım tazminatlar bakımından zamanaşımı süresinin beş yıla düşürülmesi hak aramayı engelleyici niteliktedir. İş hukukunda uyuşmazlıkların büyük bölümünde talep konusu alacak miktarı daha önceden bilinmediği veya yüksek yargılama giderleri sebebiyle belirsiz alacak davası veya kısmi dava açıldığı durumlarda zamanaşımı süresinin kısa tutulması, yargılama sürelerinin uzunluğu dikkate alındığında, işçilerin alacaklarının zamanaşımına uğramasına ve ciddi hak kayıplarına neden olacaktır.
Arabuluculuğun özünde, kolaylaştırıcı model, yani çözüm önerisi getirmeyen model vardır. Arabulucu sadece sürecin yönetiminden sorumludur ve etik kuralları çerçevesinde görevini yerine getirir. Arabulucu hukuki tavsiyede bulunmadığı ve çözüm önerisi getirmediği için arabuluculuk yönteminde taraflar arabulucu karşısında kendilerini rahat hissetmektedirler. Eğer taraflar kendilerine hukuki tavsiyede bulunulacağını bilirlerse sürecin en başından itibaren arabulucuya hak temelli yaklaşacaklardır. Bu da tarafların arabulucuya bir dirençle yaklaşmasına sebep olacak ve arabulucuyu hakem veya hâkim noktasına götürecektir. Zaten mevcut durumunda arabulucu, tarafları orta noktada buluşturacak açık uçlu sorular ve özel görüşmelerle arabulucuya ait olmayan ama tarafların kendi iradeleriyle üretebileceği bir çözüm yolunu onlara düşündürebilecektir. Arabulucunun çözüm önerisiyle süreçten kalkan taraf, kendi önerisi olmadığı için bulunan çözüm yolunu sahiplenmeyecek, tarafsızlık ve eşit muamelede bulunma ilkelerine aykırı olarak arabulucu tarafların iradesini etkilemiş olacaktır.
Normal yargılama sisteminin dışına çıkarılarak, usul hukuku prensiplerine aykırı biçimde, zorunlu sigorta sürelerinin tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davalarda Sosyal Güvenlik Kurumunun fer’i müdahil olarak davalı yanında davaya katılabileceği ve hatta kanun yoluna başvurabileceğine ilişkin düzenlemeyle, sigortası yapılmayarak mağdur edilmiş işçinin durumuyla eşitsizlik oluşturacak biçimde yargılama giderleri vb. nedenlerle bir kuruma özel istisnaî bir durum sağlanmaktadır. Anılan düzenleme Tasarıdan çıkarılmalı, Kurum davada işveren ile birlikte taraf olarak yer almalıdır.
Tasarının lehinde genel itibarıyla aşağıdaki görüşler ifade edilmiştir:
İş Mahkemeleri Kanunu 1950 yılında yürürlüğe girmiştir. Bugüne kadar geçen uzun süre zarfında iş hayatı çok hızlı bir değişim ve gelişim göstermiş, bu durum iş mahkemelerinin iş yükünü, diğer mahkemelere kıyasen çok fazla artırmıştır. Şu an gerek ilk derece gerekse Yüksek Mahkemedeki hukuk uyuşmazlıklarının büyük çoğunluğunu iş uyuşmazlıkları oluşturduğu ve iş uyuşmazlıklarının dava yoluyla çözümlenmesinin çok uzun süreleri aldığı herkesin malumudur. Tasarı ile dava açmadan önce bir kısım iş uyuşmazlıkları bakımından arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilmektedir. İş uyuşmazlıkları zaten halihazırda, arabuluculuk müessesesinin hukuk düzenimize girdiği tarihten bu yana ihtiyari olarak arabuluculuğa götürülebilmektedir. Bugüne kadar ki ihtiyari arabuluculuk uygulamasına bakıldığında ise arabuluculuğa götürülen uyuşmazlıkların %90’lara varan miktarı işçi-işveren uyuşmazlıklarıdır. Bu uyuşmazlıklar yine aynı yüksek oranlarda, bir gün veya daha az sürelerde ve anlaşmayla sonuçlanmıştır. Tasarıda yer alan düzenlemelerin getirilmesinin nedeni, uygulamada alınan olumlu sonuçlardır.
Uygulamada yaşanan sıkıntılar nedeniyle Tasarıda yer alan maddelerle ilgili düzenleme yapılması zorunlu hale gelmiştir. İş uyuşmazlıklarının alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle sonuçlandırılarak mahkemelerdeki iş yükünün azaltılması ve günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Arabuluculuk sistemi ile iş uyuşmazlıkları kısa sürede ve daha az masrafla çözümlenecek, işçinin alacağına kavuşma süresi ciddi bir biçimde kısalacaktır. Arabuluculuk kurumu ile taraflar bir masa etrafında buluşacak ve başka uyuşmazlıkların doğması engellenerek uyuşmazlık temelden sonlandırılmak suretiyle sosyal barışa katkı sağlanacaktır.
Tasarı ile getirilen düzenleme, bazı iş davaları için arabuluculuğun dava şartı hâline getirilmesinden ibarettir. Arabuluculukta girişte, devamında ve sonuçta olmak üzere üç aşamada iradilik vardır. Buradaki zorunluluk, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin olup girişteki irade kaldırıldığından, yargı yolunun kapatılarak hak arama hürriyetinin engellenmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Taraflar, arabuluculuk ile çözümlenmesi mümkün olan konularda dava açmadan önce bir araya gelerek sorunlarını barışçıl yollarla çözme imkânı bulacaktır. İşçi de işvereniyle eşit koşullarda, iş hukukunda uzman bir arabulucunun bulunduğu bir ortamda sorunlarını dile getirme ve müzakere etme olanağını elde edecektir. İşçi ve işveren, süreçte sorunların çözümü için önerileriyle birlikte katkıda bulunacaklardır. Tarafların, davet üzerine arabuluculuk görüşmelerine katılma zorunluluğu bulunmadığı gibi arabuluculuk yöntemiyle sorunlarını çözmek istemediklerinde, istedikleri an süreci sonlandırıp, sorunlarını dava yoluna taşıma konusunda da serbesttirler. Taraflar, her aşamada, her türlü neticeye kendileri karar vereceklerdir. Dolayısıyla sanki taraflara arabuluculuk yöntemiyle çözüm zorunluluğu getiriliyormuş gibi bir algı yerinde değildir. Dava yoluyla sorunların çözümüne ilişkin tarafların mevcut yasal imkânlarında herhangi bir geriye gidiş söz konusu değildir. İşçinin zayıf olduğu ve işverenin teklifini kabul etmek zorunda olacağına dair iddia ve eleştirileri bugün hukukumuzda mevcut olan sulh ve feragat için de ileri sürmek mümkündür. Ancak tüm bu süreçlerde işçinin rızası olmayan hiçbir anlaşma söz konusu değildir.
İşverenler bakımından fesih sebebiyle on yıl gibi uzun bir süre dava tehdidi ile karşı karşıya kalmak, uygulamada uzun yıllar evrakların saklanması ve ekonomik anlamda önünü görme konusunda sıkıntılara neden olmaktadır. Getirilen düzenleme işçinin alacaklarını makul bir süre içinde takip etmesini ve geleceğini planlamasına olanak sağlayacak, işveren bakımından ise istihdam kaynaklı hukuki riskleri öngörülebilir hale getirecektir. Türk Borçlar Kanununda dönemsel alacaklarla ilgili düzenleme de dikkate alındığında beş yıllık zamanaşımı süresi, işçilerin haklarına ulaşması için yeterli ve taraf menfaatlerine uygundur.
Arabulucunun çözüm önerisi getirebilmesine imkân tanıyan düzenleme uygulamada arabuluculuğun daha başarılı olabilmesinde önemli rol oynayacaktır. Arabulucu önce kolaylaştırıcı fonksiyonunu yerine getirerek taraflara bir alan oluşturacak, görüşmeler esnasında, özellikle de birebir görüşmelerde, tarafların uzlaşmaya çok yakın olduğunu gördüğünde arabulucu çözüm önerisini ortaya koyabilecektir. Diğer yandan değerlendirici arabuluculukta dünyada uygulanan arabuluculuk yöntemlerinden birisidir. Dolayısıyla değerlendirici arabuluculuk yöntemi tercih edilemez gibi bir düşünce de doğru değildir. Kaldı ki Tasarıda getirilen düzenlemede, “tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde” arabulucunun çözüm önerisi getirebileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu açık düzenleme karşısında sanki arabulucunun sürecin başında çözüm önerisi getireceği gibi bir düşünce yerinde değildir. Taraflar, sürecin her aşamasında kendi iradeleriyle kararlarını oluşturacaklardır. Tarafların çözüme çok yakın ancak çözüm üretemediklerinin anlaşılması hâlinde, arabulucu çözüm önerisini getirecektir. Çözüm önerisi üzerine taraflar serbestçe karar vereceğinden, tarafların iradelerini etkilemek veya taraf iradeleri üzerinde herhangi bir baskı kurulması söz konusu değildir. Çözüm önerisi üzerine ortaya çıkan iradenin, tarafların iradesi olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
Tasarıda hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle açılan davalarda Sosyal Güvenlik Kurumunun feri müdahilliğini ve kanun yoluna başvurusunu düzenleyen hüküm, Tasarıyla getirilmiş yeni bir hüküm değildir. 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile bu sisteme geçilmiş ve o tarihten beri uygulanmakta olan oturmuş bir sistemdir. Mevcut hüküm aynen muhafaza edilerek Tasarıya aktarılmıştır. Gerçek kusurlu taraf, işçileri kayıt dışı istihdam eden işveren olduğundan bu davalarda Kurumun davalı taraf olmamasına ilişkin mevcut hüküm yerinde bir düzenlemedir. Aksi hâlde Kurum, tespit davalarının sayısı dikkate alındığında, yüklü miktarlarda yargılama giderleriyle karşı karşıya kalacaktır.
Alt Komisyonumuzda yapılan çalışmalar sonunda maddeler üzerindeki değişiklikler ve kabuller aşağıdaki şekildedir.
Tasarının 1 ve 2’nci maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 3’üncü maddesi, Hazineden karşılanması öngörülen harcamalar konusunda herhangi bir tereddüt oluşmaması için ödemelerin yapılacağı bütçenin Adalet Bakanlığı bütçesi olduğunun açıkça belirlenmesi amacıyla değiştirilerek kabul edilmiştir.
Tasarının 4 ila 16’ncı maddeleri aynen kabul edilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi olanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar ile tarımsal faaliyette bulunanlara uzun vadeli sigorta kollarına ait primlerinin ödenmesi zorunlu tutulmayarak prim ödeme kolaylığı sağlanmasına yönelik düzenleme yapılması, aynı zamanda uzun vadeli sigorta kolları primlerini ödemeyen sigortalılar ya da hak sahiplerine sonraki dönemlerde talep etmeleri hâlinde primi ödenmemiş sürelerin primlerinin sonradan ödetilerek hizmet olarak değerlendirilmesine imkân tanınması amacıyla yeni madde ihdasına ilişkin önerge kabul edilmiş ve çerçeve 17’nci madde olarak metne eklenmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların, prim ödemelerinin karşıladığı ayın sonu itibarıyla sigortalılıkları durdurularak sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaları ve durdurulan sigortalılık sürelerinin sigortalı veya hak sahiplerinin talebi hâlinde ihya edilerek bu sürelerinin hizmet olarak yeniden kazandırılması amacıyla yeni madde ihdasına ilişkin verilen önerge kabul edilmiş ve çerçeve 18’inci madde olarak metne eklenmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
Tasarının çerçeve 17’nci maddesi, idare tanımında yer alan mahalli idarelerle ilgili ibarenin 5018 sayılı Kanuna uyumlu hale getirilmesi amacıyla değiştirilmiş ve yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 19’uncu madde olarak kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 18 ve 19’uncu maddeleri yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 20 ve 21’inci maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 28’inci maddesi kanun yapım tekniğine uyum sağlanması amacıyla 22’nci madde olarak kabul edilmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
Tasarının çerçeve 20 ve 21’inci maddeleri, yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 23 ve 24’üncü maddeleri olarak aynen kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 22’nci maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun “Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi” kenar başlıklı 15’inci maddesinde Tasarıyla yapılan değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenmesini öngören önergenin kabul edilmesi neticesinde çerçeve 25’inci madde olarak kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 23 ve 24’üncü maddeleri, yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 26 ve 27’nci maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 25’inci maddesi, 6325 sayılı Kanunun “Arabulucular siciline kayıt şartları” başlıklı 20’nci maddesinde değişiklik yapılması ve arabulucuların sicile kayıt olabilmeleri için uygulamalı sınavda başarılı olma şartı kaldırılmasını içeren önergenin kabul edilmesi neticesinde ve yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 28’inci madde olarak kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 26 ve 27’nci maddeleri, yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 29 ve 30’uncu maddeler olarak kabul edilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun arabulucular siciline kayıt şartlarında değişiklik yapılarak, arabulucular için uygulamalı sınavda başarılı olma şartının kaldırılmasının zorunlu sonucu olarak aynı Kanunun 36’ncı maddesinde değişiklik yapılmasını öngören önergenin kabul edilmesi neticesinde çerçeve 31’inci madde olarak kabul edilmiştir.
Tasarının çerçeve 29 ila 37’nci maddeleri, yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 32 ila 40’ıncı maddeler olarak aynen kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 1’inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 38’inci maddesi yapılan redaksiyon ve teselsül doğrultusunda 41’inci madde olarak değiştirilerek kabul edilmiştir.
Tasarının 39’uncu maddesi, yapılan teselsül doğrultusunda 42’nci madde olarak aynen kabul edilmiştir.
Tasarı oy çokluğu ile kabul edilmiş, maddeleri görüşmeler sırasında ve yapılan değişiklikler doğrultusunda redaksiyona tabi tutulmuştur.
Raporumuz, Komisyon Başkanlığına saygı ile arz olunur. 15/6/2017
Başkan
Üye
Üye
Ali Özkaya
Necati Yılmaz
Yılmaz Tunç
Afyonkarahisar
Ankara
Bartın
(Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye
Üye
Üye
Hakan Çavuşoğlu
Cahit Özkan
Mehmet Gökdağ
Bursa
Denizli
Gaziantep
(Muhalefet şerhimiz vardır)
Üye
Üye
Üye
İsmail Faruk Aksu
Kerem Ali Sürekli
Aycan İrmez
İstanbul
İzmir
Şırnak
(Muhalefet şerhim vardır)
(Toplantıya katılamadı)
Necati Yılmaz
Mehmet Gökdağ
Ankara
Gaziantep
İsmail Faruk Aksu
İstanbul
ALT KOMİSYON METNİ
İŞ MAHKEMELERİ KANUNU TASARISI
Amaç
Not: Kanunlaşan metin tasarı/teklif metninden farklıdır (komisyonda ya da Genel Kurulda değiştirilmiştir); gerekçe tasarı/teklif metnine aittir.
TBMM · S. Sayısı 491, 1/850 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 39), s. 24–41Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.