İçeriğe geç

Ortak ve Diğer Hükümler

SMK Madde GEÇİCİ 3 — Suç eşyalarının imhası

Suç eşyalarının imhası

(1) 1/1/2009 tarihinden önce işlediği suç nedeniyle mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında suça konu eşyanın müsaderesine dair verilen ve kesinleşen kararın infazı gerçekleşmemiş kişilere; eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığınca resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılır. Bu kişilere bir ay içinde mahkemeye başvurarak eşyanın iadesini talep etme hakları olduğu bildirilir. Bu süre içinde sahipleri tarafından iade talebinde bulunulmaması veya iade talebinde bulunulmakla beraber mahkemece verilen iade kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde eşyanın teslim alınmaması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından eşyanın imhasına karar verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında eşyanın iadesi yönünde verilen kesinleşmiş karar bulunduğu hâlde eşyayı teslim almayan kişilere, eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığı tarafından resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılarak iadesine karar verilen eşyayı bir ay içinde teslim almaları istenir. Bu süre içinde sahipleri tarafından teslim alınmayan eşya hakkında, Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından imha kararı verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(3) Bu madde gereğince yapılacak imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı başkanlığında, emanet memuru ve iki zabıt kâtibinden oluşan komisyon tarafından yerine getirilir ve buna ilişkin tutanak tanzim olunur. Komisyonda hangi zabıt kâtiplerinin yer alacağı adalet komisyonlarınca belirlenir. İmha edilen eşya için hak sahibine herhangi bir ödeme yapılmaz. İmha masrafları, eşya sahibinden tahsil edilmek şartıyla yargılama gideri olarak Hazine tarafından karşılanır.

İçtihat ara
Madde gerekçeleri1

İlk kabul gerekçesi

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Madde ile, suç eşyalarının imhasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Anayasada yer alan ve evrensel nitelikteki “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu hükme göre, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamaz.

Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesinde, kanunun genel hükümlerinin; özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı öngörülmüştür. Bu hüküm karşısında, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine uymayan hükümlerin uygulanma kabiliyeti kalmadığından uygulamada herhangi bir boşluğun doğmaması amacıyla, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31/12/2008 tarihine kadar, genel düzenlemeye aykırı hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. 551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelere 3/11/1995 tarihli ve 4128 sayılı Kanunla eklenen ve 22/6/2004 tarihli ve 5194 sayılı Kanun ile değiştirilen ceza hükümlerinde, suç tanımı yönünden, idari düzenleme olan Kanun Hükmünde Kararnamelerin diğer maddelerine yollama yapılmakla yetinilmiştir. Bu nedenle, cezada kanunilik ilkesine uyulmuş olmasına rağmen, idari düzenleme olan Kanun Hükmünde Kararname maddelerine atıfta bulunulduğundan, suçta kanunilik ilkesi yerine getirilmemiştir. Başka bir anlatımla, suç tanımı, idari düzenleme olan Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer aldığından, Anayasanın 38 inci ve 91 inci maddeleri ile Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi hükümlerine aykırılık söz konusudur. Diğer yandan, 1/1/2009 tarihine kadar söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükmü içeren maddelerinin, Türk Ceza Kanununun genel hükümleri ile uyumlaştırılması için gerekli kanuni düzenlemeler yapılmadığından, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi uyarınca, Türk Ceza Kanununun genel hükümleri, 1/1/2009 tarihinden itibaren söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelere 4128 sayılı Kanun ile eklenen suçlar hakkında da uygulanacaktır.

Bu çerçevede, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin düzenlendiği Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesiyle, Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca, 1/1/2009 tarihinden itibaren uygulama alanı bulan, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesinin Türk Ceza Kanununun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanmasına ilişkin hükmüne göre, 1/1/2009 tarihinden önce işlenen suçlar, 551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri açısından suç oluşturmamaktadır.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 3/1/2008 tarihli ve E.: 2005/15, K.: 2008/2 sayılı Kararı ile 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının (b) bentleriyle, 61 inci maddesinin (a) ve (c) bentleri iptal edilmiş, anılan karar, 5/7/2008 tarihli ve 26927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve oluşan hukuki boşluğun giderilmesi için altı aylık süre öngörülmüştür.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 12/3/2009 tarihli ve E.: 2009/16, K.: 2009/46 sayılı Kararı ile 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü maddesinin (a) ve (c) bentleri iptal edilmiş, 30/5/2009 tarihli ve 27243 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan iptal hükmünün, yayım tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 136 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 48/A maddesinin (c) bendini iptal eden 5/2/2009 tarihli ve E.: 2005/57, K.: 2009/19 sayılı Kararı da 10/6/2009 tarihli ve 27254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, Kararda iptal hükmünün Resmi Gazetede yayımından bir yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, 28/1/2009 tarihinde yürürlüğe giren 21/1/2009 tarihli ve 5833 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak Anayasa Mahkemesinin iptal Kararının gereği yerine getirilmiştir. 551, 554 ve 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında yeni kanuni düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle hem Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi hem de Türk Ceza Kanununun “Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi” başlıklı 2 nci maddesinin ikinci fıkrası, “Özel kanunlarla ilişki” başlıklı 5 inci maddesi ve Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri gereğince, özel kanunlardaki suç ve cezalara ilişkin hükümlerin, Türk Ceza Kanununa uyumlu hale getirilmesi gerekliliği karşısında 551, 554 ve 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin suç ve cezalara ilişkin hükümlerini de düzenleyen madde hazırlanmıştır.

Ancak açıklanan nedenlerle oluşan hukuki boşluk dolayısıyla sanıklara atılı eylemlerin suç olmaktan, bu eylemler nedeniyle el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıkması sonucunda söz konusu eşyalara ilişkin olarak da kanuni düzenleme yapılması zarureti doğmuş, düzenlenen geçici madde hükmünde, Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmü kapsamında 1/1/2009 tarihinden önce işlenen suçlar esas alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iadesine karar verilen ve bu karar kesinleştiği halde iade alınmayan malların iadesi ve tasfiyesi usulü düzenlenmiştir. Madde bir ceza hükmü olmayıp, hak sahiplerince geri alınmayan ve depolarda atıl vaziyette bırakılan malların tasfiyesine ilişkin usulü belirlemek amacıyla düzenleme yapılmıştır.

Not: Sıra sayısının madde gerekçesi sayfaları taranmış görüntüdür; metin OCR (Tesseract tessdata_best, 300 dpi) ile okunup görüntüyle sözcük sözcük karşılaştırılarak yazılmıştır.

TBMM · S. Sayısı 341, 1/699 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde geçici 3), s. 74–75

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.