İçeriğe geç

Toprak ve Arazi Varlığının Belirlenmesi

TKAK Madde 8 — Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi

Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesiDeğişik[1]

(Değişik: 31/1/2007-5578/2 md.)

Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir.

(Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen asgari büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler, bölünemez eşya niteliği kazanmış olur.

(Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz. Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabilir. (Ek cümle: 19/4/2018-7139/40 md.) Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı aranmaz.

(Mülga fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.)

(Ek fıkra:11/6/2026-7584/23 md.) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarındaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan ve bu Kanuna tabi alanlarda yer alan taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinemezler. Ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin mezkûr alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinimi Bakanlığın iznine tabidir.

İçtihatlar

Danıştay 4. Daire

E. 2025/2240 · K. 2025/5683 · 03.11.2025

… Da'dan küçük taşınmaz oluşturulduğu ve bu büyüklükteki bir parsel oluşturulmasının 5403 sayılı Kanun'un 8. maddesine ve toplulaştırmanın amacına aykırı olduğu anlaşıldığından toplulaştırma işleminin ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Başka kararlar için içtihat aramasını açArama kutusu TKAK m. 8 ile dolar; aramak için Ara'ya basın.

Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-02. Atıftan önce tam metni okuyun.

Dipnotlar ve değişiklikler1
DeğişiklikYer: Madde başlığıKabul/karar: 30/4/2014Yürürlük: 15/5/2014

[1]30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu maddenin başlığı “Tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesi” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Madde gerekçeleri4

31/1/2007 tarihli ve 5578 sayılı Kanunun 2. maddesiyle verilen metnin gerekçesi

Yeni çerçeve madde 2, Ülkemiz açısından hayati bir önem taşıyan tarım işletmelerinin ve tarımsal arazi bölünmeleri, tarım sektörünü ve tarımsal işletme ekonomisini zayıflatmaktadır. Kanunun 8 inci maddesinde yapılacak bu değişiklik ile bu olumsuzluklar giderilmeye çalışılmıştır. Tapuya şerh koymak suretiyle sekizinci maddede yer alan uygulamanın daha pratik hale gelmesi ve uygulama yapan birimlerin işin başında olaya çözüm üretmesi sağlanmaktadır. Diğer taraftan bölünemez tarımsal arazi büyüklükleri kanunla düzenlenerek miktarları artırılmıştır. Ayrıca bu arazilerin mirasa konu olması durumunda dahi bölünemeyeceğine ilişkin düzenleme getirilmiştir. Bu kanunda değişiklik, tarımsal arazilerin parçalanmasının önlenmesindeki en önemli adımlardan biridir.

Not: 5557 sayılı Kanun Cumhurbaşkanınca 6 ncı maddesi bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanunu 5578 sayısıyla yeniden kabul etmiştir; bu madde 5557 sayılı Kanunun 2 inci maddesiyle aynıdır. Hüküm teklife Komisyonda önergeyle eklenmiştir; metin 5557 sayılı Kanunun komisyon raporundaki açıklamadır.

TBMM · S. Sayısı 1252, 5557 sayılı Kanunun Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu raporu (komisyonca eklenen hükmün açıklaması)

30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu maddenin başlığı “Tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesi” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun 8 inci maddesinin başlığı madde metni ile bütünlük sağlanması amacıyla "Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal işletme ve arazi büyüklüklerinin belirlenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

8 inci maddenin üçüncü fıkrada yapılan değişikliklerde, tarım arazilerinde asgari büyüklüğün altında yeni pay ve paydaş oluşturulması engellenmiştir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8 inci maddesinin en küçük parsel büyüklüğünün üzerindeki tarım arazileri için bir yaptırım içermemesi nedeniyle bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazilerinde hisseli satış yolu ile fiili bölünmeler meydana gelmiştir. Örneğin, 20 dekarın üzerindeki arazilerde kişiler ifraz yapmaksızın hisseli olarak arazilerini satabilmekteler. Bu durum tarım arazilerinde fiili bölünmelere neden olmaktadır. Bu nedenle, getirilen yeni düzenleme ile tarım arazilerinde asgari parsel büyüklüğünün altında yeni hisse oluşturulması engellenerek fiili bölünmelerin önlenmesi amaçlanmıştır.

Yine asgari arazi büyüklükleri ile ilgili istisnai durumlar içerisine tarım dışı kullanım izni verilen alanlar dahil edilmiştir. 5403 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında verilen tarım dışı kullanım izinlerinde asgari parsel büyüklüğü nedeniyle daha fazla tarım arazisine tarım dışı kullanım izni verilmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle yeni düzenlemede asgari parsel büyüklüğü için tarım dışı kullanım izinlerine de muafiyet getirilmiştir.

5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere" ifadesi madde metninden çıkarılmıştır. Bu kapsamdaki alanların tarım dışına çıkarma izin ve işlemleri bu Kanunun 13 üncü maddesi ile yerine getirilmesi ve tarım dışı kullanım izni verilen alanlarla ilgili olarak üçüncü fıkrada istisna getirilmesi nedeniyle madde metninden çıkarılması uygun görülmüştür.

Yine aynı fıkrada mevcut durumda, bölünemez büyüklükte olan tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin ifraz edilmesi, üçüncü şahıslara satılması, rehnedilmesi ve devredilmesi engellenmiştir. Ancak, bölünemez büyüklüğün üzerindeki tarım arazileri için aynı hüküm geçerli olmamaktadır. Bununla birlikte, mevcut uygulama özellikle cebri satışlarda sıkıntılara yol açmaktadır. Birlikte mülkiyetin olduğu taşınmazlarda hissedarların Medeni Kanunun ilgili hükümleri gereğince ön alım hakkına sahip olması ve bölünemez büyüklüğün üzerinde veya altında tüm tarım arazilerinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacı ile bölünemez büyüklükte olan arazilerde oluşan hisselerin üçüncü şahıslara satılmasını, rehnedilmesini ve devredilmesini engelleyen hüküm kaldırılmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile tarım arazilerinin asgari büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği ve pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hükmü getirilmiştir.

Türk Medeni Kanununun özgülemeye ilişkin maddelerinin yürürlükten kaldırılması nedeni ile özgülemeye ilişkin maddelerin uygulanma imkanı kalmadığından madde metninden çıkarılmıştır.

Not: Madde komisyonda değiştirilerek kabul edilmiştir; gerekçe tasarı/teklif metnine aittir.

TBMM · S. Sayısı 564, 1/788 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 4), s. 8–9

19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanunun 40. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Ek cümle: 19/4/2018-7139/40 md.)

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle ile, yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının onayının aranmayacağı hususu hüküm altına alınmaktadır.

TBMM · S. Sayısı 548, 1/929 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 43), s. 18

11/6/2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanunun 23. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Ek fıkra:11/6/2026-7584/23 md.)

Teklif eden: 85 milletvekilinin teklifi (S. Sayısı 262 başlığı: adı yazılan 2 milletvekili ile 83 milletvekili)

Madde ile iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, ülkemizin karşı karşıya olduğu su stresi, gıda ihtiyacının artan dünya nüfusuyla birlikte artması tarım arazilerinin korunması gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle tarım ürünlerinin üretim noktasından tüketiciye ulaşana kadar nakliyeden ve aracılardan kaynaklı olağandışı fiyat oluşumları büyük kentlerin tarımsal ihtiyaçlarının yakınlarındaki tarım arazilerinde yapılan üretimle karşılanmasını da önemli hale getirmiş olup bu nedenle özellikle Ankara, İstanbul gibi megakentlerin mücavirinde yer alan tarım arazilerinin korunması zaruret halini almıştır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği tarım arazilerinin korunması, tarım yapılmasını engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak ifraz edilmesi yasaklanmışken büyükşehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata alınarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere ayrılarak kooperatif üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullanılmak üzere kanuna aykırı bir şekilde tarım dışı amaçlarla kullanıma açılmaktadır.

Tarım arazilerinin ve özellikle verimli tarım arazilerinin bozulması tarım yapılamaz hale getirilmesi ve yapılaşmaya açılması, üstelik bunun kanuna aykırı bir şekilde yapılması 5403 sayılı Kanunla yasaklandığı gibi bu yasaklara uymama durumu da adli ve idari yaptırıma bağlanmıştır. Ancak kimileri tarafından tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuza satın alınarak kurulan başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflere mal edilmekte ve üyelik adı altında yapı kooperatiflerinin mülkiyetine geçirilen veya kiralama, uzun süreli intifa ya da üst hakkı tesisi suretiyle bu araziler tarım yapılamayacak şekilde küçük parsellere ayrılarak hafriyata tabi tutulduktan sonra “hobi bahçesi” adı altında mevzuata aykırı bir şekilde yapılaşmaya açılmaktadır. Sonuç olarak büyükşehirlerin tarımsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek verimli tarım arazileri hızla azalırken, hiçbir mevzuata uyulmadan inşa edilmiş seyyar veya sabit yapılar hızla çoğalmaktadır. Üstelik bu şekilde parsellenen tarım arazileri aracılar vasıtasıyla satışlara konu edilmekte ve taşınmaz mevzuatını tam bilmeyen vatandaşların mağduriyetine de sebep olunmaktadır.

Kooperatif tüzel kişiliğinin hak ehliyeti kuruluş amaçları ve ana sözleşmesi ile sınırlıdır. Bazı kooperatifler son dönemlerde özellikle tarımsal alanlarda konut hobi bahçeleri turizm tesisi vb. adlar altında tesislerle tarımsal alanlarda ciddi tehlikeye sebep olmaktadır. Ülkemizin gıda, hayvancılık ve tarımsal üretiminin korunmasının en temel şartı tarım alanlarının korunmasıdır. Bu nedenle hem kooperatiflerin alacağı taşınmazların belirlenmesi hem de tarımsal arazilerin korunması amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır.

Konut ve yapı kooperatiflerinin amacı bina inşa etmeye müsait arsalar üzerinde faaliyetlerini gerçekleştirmek olduğuna göre hiçbir zaman yapılaşmaya açılmaması gereken tarım arazilerinin bu kooperatifler tarafından edinilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı açık olduğu gibi maddede sayılan kooperatiflerin kuruluş amaçlarına da taban tabana zıttır.

Tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatifler hariç kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin engellenmesi, mülkiyet hakkının engellenmesi olarak da değerlendirilemez. Ayrıca Anayasamızın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35 inci maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtildikten sonra mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı da vurgulanmıştır. Sadece ülkemiz için değil bütün insanlık için önem arz eden tarım arazilerinin korunmasında kamu yararı bulunduğu hususunda tartışmaya yer olmadığı gibi mülkiyet hakkına dayanılarak tarım arazilerinin edinildikten sonra hukuka aykırı bir şekilde kişi yararına özgülenerek kullanılmasının da toplum yararına aykırı olacağı açıktır.

Bu nedenlerle hem tarım arazilerinin korunması hem de bu kooperatiflere üye almak isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalarının engellenmesi amacıyla kooperatiflerin amaçlarına hizmet etmeyecek tarım arazilerini mülkiyetlerine veya kiralama, intifa ya da üst hakkı tesis etme gibi yollarla kullanımlarına almalarının önüne geçilmesi yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde zaruret halini almış olup yapılan düzenleme ile kooperatiflerin satış, trampa, bağış, kiralama, intifa, irtifak ve üst hakkı kurmak gibi işlemlerle tarım arazilerini edinerek tarım dışına çıkarmalarının engellenmesi ve tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin edinimlerinin de Bakanlığın iznine tabi olması amaçlanmaktadır.

TBMM · S. Sayısı 262, 2/3588 esas numaralı teklifin madde gerekçesi (madde 22), s. 20–21
İlk kabul ve önceki metinler2

İlk kabul metni

31/1/2007 tarihli ve 5578 sayılı Kanunun 2. maddesiyle bütünüyle değiştirildi.

Tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesi

Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir. Tarımsal faaliyetin ekonomik olarak yapılabildiği en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi gereken yeter büyüklükteki tarımsal arazi parsel büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek, Bakanlık tarafından belirlenir. Kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere tarım arazileri, belirlenen yeter büyüklükteki tarımsal arazi parsellerinden daha küçük parçalara bölünemez. Miras yolu ile intikallerde yeter büyüklükteki parseller oluşturulamıyorsa ifraz yapılmaz; ortak kullanım, kiralama veya satış yoluna gidilir.

Resmî Gazete · 19 Temmuz 2005, Sayı 25880

4. fıkra: 31/1/2007 tarihli ve 5578 sayılı Kanunun 2. maddesiyle verilen metin

30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı.

Bakanlığın uygun görüşü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere tarım arazileri, belirlenen büyüklükteki parsellerden daha küçük parçalara bölünemez. Bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu araziler ifraz edilemez, payları üçüncü şahıslara satılamaz, devredilemez veya rehnedilemez. Bu araziler hakkında 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun özgülemeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.

Resmî Gazete · 9 Şubat 2007, Sayı 26429

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.