İçeriğe geç

Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler

AY Madde 49 — V. Çalışma ile ilgili hükümler A. Çalışma hakkı ve ödevi

V. Çalışma ile ilgili hükümler A. Çalışma hakkı ve ödevi

Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

(Mülga fıkra: 3/10/2001-4709/19 md.)

İçtihatlar
AY 49/21 karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2025/256 · K. 2025/570 · 24.09.2025

… Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır". Devletin bu ödevinin kaynağı ise 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49/2. maddesinde "Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." şeklinde düzenlenen hükümdür.
Madde geneli1 karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2017/881 · K. 2021/547 · 29.04.2021

28. İşçinin 1475 sayılı Kanun’un 14.maddesinin 1. fıkrasının (5) numaralı bendinden yararlanmak koşuluyla iş sözleşmesini feshetmesi ve kıdem tazminatı alması, onun aynı veya başka bir işverene ait işyerinde çalışmasına bir engel oluşturmaz. Bu durum işçinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 49. maddesinde ifadesini bulan çalışma hakkının bir gereğidir.
Başka kararlar için içtihat aramasını açArama kutusu AY m. 49 ile dolar; aramak için Ara'ya basın.

Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-01. Atıftan önce tam metni okuyun.

Madde gerekçeleri3

İlk kabul gerekçesi

Çalışmak, eskiden olduğu gibi hak ve ödev olarak düzenlenmiştir. Çalışmanın hak ve ödev olması, sadece ulusal planda Devletin çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri alacağını ve çalışanların da ancak çalışmak suretiyle gelir temin edeceklerini ifade etmekle kalmaz; ferdî plânda da çalışmanın bir hak ve ödev olarak telakki edilmesini gerektirir.

Çalışmak, başlı başına ahlakî bir vazifedir, ferdin kendisine ve toplumuna karşı olan saygısının bir sonucudur. Kişi, ancak çalışması ile, toplumun diğer fertlerine ve genelde topluma yük olmaktan kurtulur.

Çalışmanın bir hak olduğu noktasından hareket edilerek, Devletin çalışma imkânlarının, başka deyişle iş alanlarının dengeli gelişmesi için gerekli tedbirleri alması temel ödevleri cümlesindendir.

Maddenin ikinci fıkrası, Devletin çalışma hayatında oynaması gerekli role işaret etmektedir. Devlet, işçi - işveren ilişkilerinin seyircisi değil dengeleyicisidir, devlet çalışma barışını koruyacak tedbirleri alacaktır. Bu Anayasal direktif, Devletin taraf tutması anlamında değildir. Devlet, çalışma barışının sürekli bozulması nedeniyle üretimin düşeceğinin, bunun ise son tahlilde ulusal hâsılaların azalmasına yol açacağının bilincinde olarak davranacak, çalışma barışını koruycaktır.

Anayasa Devletin çalışma barışını sağlayacak ve üretimi artıracak başka tedbirler de öngörmüştür. 53 üncü maddenin üçüncü fıkrasında «İşçilerin ve işverenlerin birden fazla sendikaya üye olmalarını» Yasaklamış; çalışma barışının siyasal nedenlerle bozulması imkânlarını 54 üncü maddenin birinci fıkrası ile kapatmaya çalışmış; sendikal faaliyette bulunma gerekçesiyle işyerlerinde çalışmamayı 54 üncü maddenin üçüncü fıkrası ile engellemeye çalışmış; aynı işyerinde ve aynı dönem için hangi seviyede olursa olsun birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılması 55 inci maddenin dördüncü fıkrasında açıkça yasaklanmıştır, 58 inci maddenin ilk fıkrasında ise grev ve lokavtların ancak toplu iş sözleşmesinin müeyyideleri olarak yapılabileceği, fakat toplu iş sözleşmesi süresinin devamı süresince yapılamayacağı belirtilerek, hak grevleri ve hak lokavtları yasaklanmıştır; siyasal amaçla grev ve lokavtlar, genel grev ve likavtlar, işyeri işgalleri, direnişler ve verim düşürmeler yasaklanmış, nihayet görev sırasında çalışmak isteyenlere engel olunmaması gereği hükme bağlanmıştır.

Yüksek Hakem Kurulunun ve bu müesseseye verilen görevler çalışma barışını korumak ve üretimi yükseltmek amacına yöneliktir.

60 ncı maddede çalışmanın karşılığının çalışma sürelerine, iş verimine, iş değerine ve işin niteliğine uygunluğun şart aranması, fiyat istikrarsızlıklarına karşı tedbir öngörülmesi, çalışanlar arasında aylık, ücret, ikramiye ve sosyal haklar bakımından hakkaniyet ve denge şartı getirilmesi de yine çalışma barışı ve üretim artışı tedbirleri olarak öngörülmüştür.

TBMM · MGK S. Sayısı 450 (Danışma Meclisince kabul olunan metin), Danışma Meclisi Anayasa Komisyonunun madde gerekçesi (Danışma Meclisi metni madde 51), s. 26–27

Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (49. madde, 50. madde, 53. madde, 54. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.

Çalışma ile ilgili hükümler toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavtı düzenleyen maddeler birlikte tetkik edilerek Danışma Meclisince bu konulara ilişkin olarak kabul edilen 51 - 56 ncı maddeler 49 - 54 üncü maddeler olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu maddelerle ilgili düzenlemede; işçi - işveren ilişkilerindeki tarihî gelişim göz önünde bulundurularak, bugüne kadar kazanılmış olan hakların korunması amaçlanmış, ancak bu hakların herhangi bir şekilde kanuna aykırı olarak kullanılmasını önleyici hukukî tedbirler üzerinde de titizlikle durulmuştur. Yapılan tetkikde, Danışma Meclisi tarafından kabul edilmiş bulunan «küçük işyerlerinde grev ve lokavt yasağı» kenar başlıklı 57 nci madde ile Yüksek Hâkem Kuruluna ilişkin 188 inci madde de göz önünde bulundurulmuştur.

51 inci maddenin «Devlet, işçi - işveren ilişkilerinde menfaatler dengesini ve çalışma barışını korur» şeklindeki ikinci fıkrası, «Devlet, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır» şeklinde değiştirilip, bu fıkra maddenin 3 üncü fıkrası olarak düzenlenmiş ve aynı maddenin 3 üncü fıkrasındaki «Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek ve işsizliği önlemeye elverişli iktisadî bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır» hükmü, ikinci fıkra olarak «Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.» şeklinde değiştirilerek Devletin;

— Çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

— Çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak,

— İşsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak,

İçin gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiş ve madde 49 uncu madde olarak yeniden düzenlenmiştir.

52 nci maddenin, özel olarak korunacakları belirtilen ikinci fıkrasına «bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar» da eklenmek suretiyle çalışanlardan bu durumda olanların da çalışma şartları bakımından özel olarak korunmalarının gerektiği vurgulanmıştır.

Maddenin «ücretli tatiller, yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.» şeklindeki üçüncü fıkrası ücretli tatillerin «hafta ve bayram tatillerini» kapsadığını ve ücretli yıllık izin hakkı da bulunduğunu açıklığa kavuşturacak şekilde değiştirilmiş ve madde 50 nci madde olarak yeniden düzenlenmiştir.

Sendika kurma hakkı ile ilgili 53 üncü maddenin ilk dört fıkrası aynen kabul edilmiş, ancak maddeye birinci fıkradan sonra bir fıkra ikinci fıkra olarak eklenmiştir.

Birinci fıkra hükmüne göre sendikalar ve üst kuruluşları önceden izin almaksızın kurulacaktır. Yeni eklenmiş bulunan ikinci fıkra «sendikalar veya üst kuruluşlarını kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir.....» hükmündedir. Bu fıkra izin niteliğinde olmayıp, kurulacak sendikalar ve üst kuruluşlarının kanunda gösterilen yetkili mercie gerekli bilgi ve belgeleri vermeleri için kanun koyucuya ışık tutacak niteliktedir. Bu bilgi ve belgelerin yetkili mercie verilmesi ile sendika tüzel kişiliği kurulmuş olacak ve sendika faaliyete başlayacaktır. Yetkili merci bilgi ve belgelerin kanun hükümlerine aykırı olduğunu tespit ettiği takdirde sendika veya üst kuruluşun faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurabilecektir.

Maddeye eklenen yeni bir fıkra ile de «herhangi bir işyerinde çalışabilmek, işçi sendikasına üye olmak veya olmamak şartına bağlanamaz» hükmü getirilmiştir. Esasen maddenin üçüncü fıkrası «sendikalara üye olmak ve üyelikten ayrılmak serbesttir.» şeklinde olup, dördüncü fıkrası da «hiç kimse sendikaya üye olmaya üye kalmaya, üyelikten ayrılmaya zorlanamaz» şeklindedir. Maddeye yeniden eklenmiş bulunan fıkra yukarıdaki fıkralarda öngörülen hükümleri tamamlar niteliktedir. Diğer taraftan işçi sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olacakların belli bir süre işçi olarak çalışmış olanlar arasından seçilmesini temin etmek, işçi olarak hiç çalışmayan veya çok kısa bir süre işçi olarak çalıştıktan sonra başka alanlarda hizmet yapanlar yerine, bu alanda daha tecrübeli ve bilgili oldukları için işçi haklarını gereği gibi koruyabilecekleri kanısı ile en az on yıl işçi olarak çalışmış olanların sendika ve üst kuruluşlarında görev yapmasını sağlamak amacıyla maddeye bir fıkra eklenmiştir.

Maddenin son fıkrasına eklenen yeni bir hüküm ile sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri ile yönetim ve işleyişlerinin Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine aykırı olamayacağı da vurgulanmıştır.

Madde redaksiyona da tabi tutulmak suretiyle 51 inci madde olarak düzenlenmiştir.

54 üncü madde 52 nci madde olarak yeniden düzenlenirken maddenin «sendikal faaliyette bulunma işyerinde çalışmamayı haklı göstermez» şeklindeki üçüncü fıkrası «işyerinde sendikal faaliyette bulunma o işyerinde çalışmamayı haklı göstermez» şeklinde değiştirilerek ikinci fıkraya alınmıştır. Yapılan bu değişiklik ile özellikle işyerinde işyeri temsilcisi olarak görev yapanların işyerindeki bu görevleri nedeniyle o işyerinde çalışmamayı hak olarak öne sürmeleri önlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasına açıklık getirilerek, sendikalar üzerindeki Devletin idarî ve malî denetimi vurgulanmış, fıkranın son cümlesindeki «üye, aidatını sendikaya doğrudan öder.» hükmü «üye aidatını sendikaya ödenme şekli kanunla düzenlenir» şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik yapılırken üyenin aidatını sendikaya doğrudan ödemesi şeklindeki hükmün, Anayasada yeralması gereken bir kural olmadığı, kaldı ki ödeme biçiminin kanun koyucu tarafından kanunun bütün yönleri incelenmek suretiyle düzenlenmesinin uygulama yönünden daha yararlı olacağı düşünülmüştür.

Maddenin son fıkrasındaki «tüzüklerinde tespit edilecek grev ve lokavt fonlarını millî bankalarda muhafaza ederler» hükmü, bir bakıma grev ve lokavt fonlarının toplu iş sözleşmesi sırasında karşılıklı olarak öğrenilebilmesi endişesine neden olabilecek, böyle bir hükmün Anayasa kuralı olması halinde ise sendikaların toplu iş sözleşmesi sırasında, karşı tarafın bu konudaki kendi malî kaynaklarını ve güçlerini bildikleri endişesiyle toplu iş sözleşmesi hakkını bu yönden gereği gibi kullanıp sonuca ulaştıramayacakları yolundaki varsayımlarını gidermek için bu hüküm metinden çıkarılmıştır. Sendikaların malî denetiminde yararlı olacağı düşüncesiyle tüm nakitlerinin Devlet bankalarında muhafaza edilmesini öngören «tüm gelirlerini Devlet bankalarında, muhafaza ederler» hükmü maddeye eklenmiştir, bir geçici madde ile de halen diğer bankalarda bulunan nakitlerin Devlet bankalarına intikali için belli bir süre tanınmıştır.

55 inci madde 53 üncü madde olarak yeniden düzenlenirken birinci fıkrada yeralan «ücret ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler» ibareleri «ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler» şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten toplu iş sözleşmesinin konusu ücret ve çalışma şartlarını düzenlemekten ibaret değildir. Ücret dar anlamda kabul edildiği takdirde, tarafların özellikle işçilerin ekonomik ve sosyal durumları toplu iş sözleşmesi sırasında sözkonusu olmayabilir. Bu bakımdan «ücret» sözcüğü «ekonomik ve sosyal durumlarını» şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddenin üçüncü fıkrası madde metninden çıkarılmıştır.

Madde hükümlerine göre toplu iş sözleşmesinin tanımı, unsurları, yapılma şartları ve doğuracağı hukukî sonuçların düzenlenmesi kanuna bırakılmıştır.

Danışma Meclisince kabul edilmiş bulunan 56 ncı madde 54 üncü madde olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenlemede grev hakkına değinilmiş ve buna karşılık olarak da iş verenin lokavta başvurmasının usul ve şartlarıyla kapsam ve istisnaların kanun ile düzenleneceği belirtilmiştir. Aynı şekilde grev hakkının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları da kanunla düzenlenecektir. Lokavt ancak greve karşı uygulanabilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında yeralan «grev esnasında grev uygulanan işyerlerinde işçilerin ve sendikaların yaptıkları zararlardan sendika sorumludur.» şeklindeki hüküm «grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur» şeklinde değiştirilmiştir. Buradaki maddî zarardan amaç greve katılan işçilerin veya sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu meydana gelen tahripler ve benzeri zararlardır. Grev nedeniyle işyerinin kanun hükümlerine göre çalışamaması, üretim yapmaması veya üretim eksikliği yüzünden meydana gelen ekonomik zarar bu hükmün kapsamı dışındadır.

Maddenin beşinci fıkrasındaki «grev ve lokavtın yasaklandığı veya ertelendiği durumlarda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu tarafından çözülür.» şeklindeki hüküm «grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda, ertelemenin sonunda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.» şeklinde değiştirilmiştir. Fıkra metninde yapılan bu değişiklik ile grev ve lokavtın «ertelendiği durumlarda» değil «ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda» çözümün Yüksek Hakem Kurulunca yapılacağı belirtilmiştir. «Ertelendiği durumlarda» ibaresi, ertelenme kararının verildiği gün veya bir kaç gün sonra uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği anlamında yorumlanabileceğinden böyle bir yorum ertelenme müessesesiyle telif edilemez. Uygulamaya açıklık getirebilmek için ertelemenin sonunda konunun çözüm için Yüksek Hakem Kuruluna gideceği vurgulanmıştır. Grev hakkı ve lokavt ile erteleme müessesesinin birlikte tetkik edilerek erteleme süresinin sonunda çözüm için zorunlu olarak Yüksek Hakem Kuruluna gidileceği de gözönünde bulundurulup erteleme süresinin gerçekçi bir biçimde kanun ile tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer yönden Yüksek Hakem Kurulunun çözüme ilişkin kararları toplu iş sözleşmesi hükmünde olacağından bu kararların kesin olması da zorunlu görülmüştür. Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanun ile düzenlenecektir.

Maddenin «greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, hiçbir şekilde engellenemez» şeklindeki son fıkrası «greve katılmayanların işyerinde çalışmaları greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.» şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile anılan hükmün maksadı dışında yorumlanmaması amaçlanmıştır.

Küçük işyerlerinde grev ve lokavt yasağına ilişkin 57 nci maddenin Anayasada yer almasının, özellikle 7 - 8 işçi çalıştıran işyerlerinin bu madde kapsamına girmek için işçi çıkarma yoluna gidebilecekleri, büyük işyerlerinden bir kısmının yine aynı amacı sağlamak için bölünebileceği şeklindeki sakıncalarının yanısıra, ülkenin muhtelif yerlerinde ve değişik faaliyetler şeklinde sürdürülen işyerlerinde çalışan işçilerin Bakanlar Kurulunca çalışma şartlarının tespitindeki güçlük de gözönünde tutularak bu konunun kanun koyucu tarafından bütün yönleri ile değerlendirilebileceği düşüncesi ile 57 nci madde Anayasa metninden çıkarılmıştır.

Yüksek Hakem Kuruluna ilişkin 188 inci maddede yeralan hükümlerin özellikle grev hakkını etkisiz hale getirebilecek hükümleri içerdiği görülerek, 188 inci madde Anayasa metninden çıkarılmış; Yüksek Hakem Kurulunun görev ve yetkileri yukarıda da açıklandığı üzere 54 üncü maddeye eklenmiş bulunan hükümlerle düzenlenmiştir.

Not: MGK Anayasa Komisyonu 49–54 üncü maddeler için tek bir değişiklik gerekçesi yazmıştır; metin tamamıyla gösterilir. Baskıda harfleri basılmamış “Cumhuriyetin”, “suretiyle”, “yeniden” ve “şeklindeki” kelimeleri görüntüyle tamamlanmıştır.

TBMM · MGK S. Sayısı 450, Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu raporu, değişiklik gerekçesi (madde 49-50-51-52-53-54), s. 72–75

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunun 19. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/19 md.)

Teklif eden: 291 milletvekilinin teklifi (TBMM teklif sayfası imza listesi)

Bu maddede öngörülen değişiklikle Devlete çalışanların yanı sıra işsizleri de koruma görevi verilmektedir.

Not: Teklif metni taranmış görüntüdür; gerekçe görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır. Anayasa Komisyonu raporu (S. Sayısı 737) TBMM kanun bilgi sisteminde bulunmadığından karşılaştırma teklif metniyle kanun metni arasında yapılmıştır.

TBMM · 2/803 esas numaralı teklif, madde gerekçesi (madde 19), s. 13
İlk kabul ve önceki metinler1

3. fıkra: ilk kabul metni

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunun 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı.

Devlet, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır.

Resmî Gazete · 9 Kasım 1982, Sayı 17863 (Mükerrer)

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.