Uyum Hükümleri
TCKYUŞK Madde 9 — Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul
Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul
(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.[9]
(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.
(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
(4) (Ek fıkra: 11/5/2005 – 5349/4 md.) Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.
İçtihatlar
TCKYUŞK 9/31 karar
Yargıtay 9. Ceza Dairesi
E. 2005/6746 · K. 2005/8599 · 10.11.2005
… hapis cezasının kanuni sonucu olarak uygulanabileceği, hükümlü hakkında daha önce tayin olunan müebbet ağır hapis cezasının 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına dönüştürülmüş olması karşısında anılan Yasa maddelerinin uygulama olanağı olmadığı gibi, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 3. fıkrası uyarınca lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinden suç ve cezaların tespitine ilişkin 765 sayılı TCK. hükümleri uygulanarak hükmolunan sonuç ceza ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı…
Madde geneli4 karar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu
E. 2006/135 · K. 2006/128 · 02.05.2006
Diğer yönden, herhangi bir ceza normunun hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi halinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içeren 5275 sayılı Yasanın 98 vd. maddelerindeki hükümlerin aynı konuda daha özel bir düzenleme içeren 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi hükmü karşısında, somut olayda uygulanması olanağı bulunmadığından, maddenin uygulanma koşullarının da bu somut olayda belirlenmesine gerek bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
E. 2005/4568 · K. 2005/21164 · 24.10.2005
5237 sayılı Kanunun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun Hükümleri de nazara alınarak yeniden değerfendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
E. 2005/3169 · K. 2005/13242 · 14.09.2005
… 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 237/2 madde ve hükmü ile buna bağlı diğer hükümler uyarınca müşteki M.'nın davaya katılma isteği doğrultusunda davaya katılması kabul edilip temyiz talebi uyarınca yapılan temyiz incelemesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesinde "zaman bakımından uygulama" 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, "lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kanunların hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
Yargıtay 14. Ceza Dairesi
E. 2011/14486 · K. 2013/1869 · 26.02.2013
… 5237 sayılı Kanunun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, olaya tatbik imkanı bulunan kanunların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olanın belirlenmesi, her iki kanunla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek biçimde kararda gösterilerek hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-01. Atıftan önce tam metni okuyun.
Dipnotlar ve değişiklikler1
[9]Bu fıkralarda geçen “1 Nisan 2005” ibareleri, 11/5/2005 tarihli ve 5349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle “1 Haziran 2005” olarak değiştirilmiştir.
Madde gerekçeleri2
İlk kabul gerekçesi
Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (9. madde, 10. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.
Ceza hukukunun kişi hak ve hürriyetleri açısından güvence oluşturması amacıyla kabul edilen zaman bakımından uygulama kurallarına göre; fiili işlediği zaman yürürlükte olan kanunlara göre suç teşkil ediyorsa fail cezalandırılabilecektir. Bir fiil işlendikten sonra yürürlüğe giren kanunda suç olarak tanımlanmışsa; bu kanun geçmişe yürütülerek fail cezalandırılamaz. Yeni suçlar ihdas eden bir kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen fiiller açısından uygulama kabiliyeti bulur.
Keza, bir suçun unsurlarında, cezasında, bu suçtan dolayı mahkûmiyetin kanuni neticelerinde sonradan yürürlüğe giren bir kanunla failin aleyhine değişiklikler yapılması durumunda; bu kanun, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş olan fiiller açısından uygulanamayacaktır.
Ancak, bu kuralın istisnası mevcuttur. Buna göre, bir fiil, bilahare yürürlüğe giren yeni bir kanun ile suç olmaktan çıkarılmış ise, işlendiği zaman yürürlükte olan kanuna göre suç oluşturmasına rağmen; fail cezalandırılmayacaktır. Yani, bu durumda sonradan yürürlüğe giren kanun, failin lehine sonuç doğurduğu için, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş olan fiiller açısından da (geçmişe yönelik olarak) uygulama kabiliyetine sahip olacaktır. Yine sonradan yürürlüğe giren kanun, bir suçun unsurlarında, cezasında, bu suçtan dolayı mahkûmiyetin kanuni neticelerinde failin lehine değişiklikler yapması durumunda, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş olan fiiller açısından da uygulanabilecektir.
Zaman bakımından uygulamaya ilişkin bu ilkeler, sonradan yürürlüğe giren kanunla bir suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, cezasında ve hatta, güvenlik tedbirlerinde değişiklik yapılması durumunda, dikkate alınacaktır.
Değiştiren kanunla değişikliğe uğrayan kanunlardan hangisinin lehe hükümler içerdiği, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanmasıyla ortaya çıkacak olan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir.
Bu görüşler doğrultusunda, yeni Türk Ceza Kanununun kabulünün ortaya çıkardığı zaman bakımından uygulamaya ilişkin sorunların çözümü amacıyla; Tasarı metnine, "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9 uncu madde ile "İnfazın ertelenmesi veya durdurulması" başlıklı 10 uncu madde eklenmiştir.
Not: Komisyonca eklenen hüküm: tasarı/teklifte madde gerekçesi yoktur; metin komisyon raporundaki açıklamadır.
TBMM · S. Sayısı 675, Adalet Komisyonu raporu (komisyonca eklenen hükmün açıklaması)11/5/2005 tarihli ve 5349 sayılı Kanunun 4. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi
Bu fıkralarda geçen “1 Nisan 2005” ibareleri, 11/5/2005 tarihli ve 5349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle “1 Haziran 2005” olarak değiştirilmiştir.
Teklif eden: 4 milletvekilinin teklifi (S. Sayısı 898 başlığı: ilk imza sahibi ve 3 milletvekili)
5328 sayılı Kanunla yeni Türk Ceza Kanunu ve buna bağlı olarak bazı kanunların "1 Nisan 2005" olan yürürlük tarihi "1 Haziran 2005" şeklinde değiştirilmiş olduğundan, 5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde geçen "1 Nisan 2005" tarihinin de değiştirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 66 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki "Aynı fiilden dolayı her ne suretle olursa olsun tekrar yargılanması gereken hükümlünün, sonradan yargılanan suça ait üçüncü fıkrada yazılı esasa göre belirlenecek zamanaşımı göz önünde bulundurulur." hükmü nedeniyle, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla lehe hükümler getirilmiş olması durumunda da, zamanaşımı süresinin dolmuş olması halinde yargılama yapılamayacağı şeklinde farklı yorumları önlemek amacıyla da açıklayıcı hüküm getirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bir fiilden dolayı verilmiş olan hüküm kesinleştikten sonra yürürlüğe giren kanun hükümlerinin lehe olduğu iddiası dolayısıyla yeniden yargılama yapılması gereğinin ortaya çıkması halinde dava zaman aşımına ilişkin hükümlerin gözönünde bulundurulmaması hususuna açıklık getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması için bu madde hükmü düzenlenmiştir.
TBMM · S. Sayısı 898, 2/442 esas numaralı teklifin madde gerekçesi (madde 3)Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.