Genel Hükümler
İşK Madde 3 — İşyerini bildirme
İşyerini bildirme
Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
(Değişik ikinci fıkra: 15/5/2008-5763/1 md.) Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. (Değişik beşinci cümle: 16/9/2014-6552/1 md.) İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.[2][3]
(Ek fıkra:11/6/2003-4884/10 md.) Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili memurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili bölge müdürlüklerine gönderilir.
(Ek fıkra: 15/5/2008-5763/1 md.) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması, bildirimi ve işyerinin tescili ile yapılacak sözleşmede bulunması gerekli diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
İçtihatlar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
E. 2014/27092 · K. 2015/20301 · 03.06.2015
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalı işyerinde 14.06.2007 - 30.04.2012 tarihleri arasında uzak yol kaptanı olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız, bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, 21.12.2009 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu davalı şirkette çalışan 120 işçinin fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, 16.06.2011 tarihinde davalı şirketin özelleştiğini, Temmuz ve Kasım 2011 arası davalı şirket yönetimi ile kaptan ve başmühendislerin bir kısmından oluşan temsilcilerin sorunlarla ilgili görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, 01.12.2011 tarihinde davalı şirket tarafından personelin daha fazla…
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
E. 2014/27091 · K. 2015/20300 · 03.06.2015
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalı işyerinde 15.05.2006 - 30.04.2012 tarihleri arasında baş mühendis olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız, bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, 21.12.2009 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu davalı şirkette çalışan 120 işçinin fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, 16.06.2011 tarihinde davalı şirketin özelleştiğini, Temmuz ve Kasım 2011 arası davalı şirket yönetimi ile kaptan ve başmühendislerin bir kısmından oluşan temsilcilerin sorunlarla ilgili görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, 01.12.2011 tarihinde davalı şirket tarafından personelin daha fazla…
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
E. 2014/27089 · K. 2015/20298 · 03.06.2015
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalı işyerinde 14.06.2007 - 30.04.2012 tarihleri arasında baş mühendis olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız, bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, 21.12.2009 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu davalı şirkette çalışan 120 işçinin fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, 16.06.2011 tarihinde davalı şirketin özelleştiğini, Temmuz ve Kasım 2011 arası davalı şirket yönetimi ile kaptan ve başmühendislerin bir kısmından oluşan temsilcilerin sorunlarla ilgili görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, 01.12.2011 tarihinde davalı şirket tarafından personelin daha fazla…
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
E. 2014/27090 · K. 2015/20299 · 03.06.2015
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalı işyerinde 11.06.2005 - 30.04.2012 tarihleri arasında uzak yol kaptanı olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız, bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, 21.12.2009 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu davalı şirkette çalışan 120 işçinin fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, 16.06.2011 tarihinde davalı şirketin özelleştiğini, Temmuz ve Kasım 2011 arası davalı şirket yönetimi ile kaptan ve başmühendislerin bir kısmından oluşan temsilcilerin sorunlarla ilgili görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, 01.12.2011 tarihinde davalı şirket tarafından personelin daha fazla…
Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-01. Atıftan önce tam metni okuyun.
Dipnotlar ve değişiklikler2
[2]10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “altı iş günü” ibareleri “otuz iş günü” şeklinde değiştirilmiştir.
[3]10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkranın beşinci cümlesinin değiştirilmesi hüküm altına alınmış olmakla birlikte, iki cümle şeklindeki düzenleme yerine işlenmiştir.
Madde gerekçeleri4
İlk kabul gerekçesi
Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)
1475 sayılı Kanundaki "işyeri bildirimi"ne ilişkin 3 üncü madde hükümleri aynen korunmuş, ancak herhangi bir sebeple işyerinde faaliyete son vermenin işyerinin "kapatılması" anlamını taşıdığı belirtilmiş ve buna ilişkin bildirim yapılacağı açıklanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin oluşması halinde, alt işveren asıl işverenin işyerinde bir mal veya hizmet üretimine geçmek ve bunun için işçi ve diğer unsurlarıyla faaliyet göstermek üzere bir birim meydana getirdiği için, onun da kendi adına kurduğu bu işyeri için gerekli bildirimleri yapması öngörülmüştür.
Not: Sıra sayısının madde gerekçesi sayfalarının metin katmanı eski bir OCR'dır; metin, tasarının TBMM dosyasının OCR'ı ile bu katman sözcük sözcük karşılaştırılıp görüntüyle denetlenerek yazılmıştır.
TBMM · S. Sayısı 73, 1/534 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 3), s. 611/6/2003 tarihli ve 4884 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi
(Ek fıkra:11/6/2003-4884/10 md.)
Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)
İş Kanunu kapsamına giren tüm işyerleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bölge Müdürlüğüne bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır. Yapılan değişiklik ile şirket kuruluşları bu bildirimden ayrık tutulmuş ve ticaret sicil memurluklarına tek format halinde yapılacak kuruluş bildirimlerinin yine bu memurluk tarafından anılan Bakanlığa gönderilmesi kütük sıra kaydı için yeterli sayıldığından buna uygun düzenleme yapılmıştır.
Not: Kanunlaşan metin tasarı/teklif metninden farklıdır (komisyonda ya da Genel Kurulda değiştirilmiştir); gerekçe tasarı/teklif metnine aittir. Tasarı ve Komisyon metni 1475 sayılı (mülga) İş Kanununun 3 üncü maddesine fıkra ekliyordu; 4857 sayılı Kanuna yapılan değişiklik ve kanunlaşan ibare Genel Kurul aşamasına aittir. Gerekçe tasarı metnini açıklar.
TBMM · S. Sayısı 154, 1/586 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 10)15/5/2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi
(Değişik ikinci fıkra: 15/5/2008-5763/1 md.)
Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)
Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (3. madde, 30. madde, 98. madde, 111. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.
4857 sayılı İş Kanununda yapılan değişikliklerle;
1) Asıl işveren ile alt işveren arasında kurulan ilişkinin yazılı yapılması şartı getirilmiştir. Alt işverenlik müessesesi yazılı kurulmadığı zaman çeşitli yorum ve problemlere yol açmaktadır. Yazılı hale getirildiğinde itiraz ve yoruma mahal kalmamaktadır.
4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde hangi işlerin alt işverene devredilebileceği yazılmış ancak bu devir işleminin bu maddeye uygun olup olmadığının kontrolü yapılamamaktadır. 4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile, işi devralan alt işverenin Bölge Müdürlüğüne tescil için müracaat etmesi, Bölge Müdürlüğünce başvuru belgelerinin gerektiğinde İş Müfettişine incelettirilmesi ve muvazaalı bir durumun tespiti halinde tescilin iptal edilmesi öngörülmektedir.
2) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, işgücü piyasasında dezavantajlı gruplar arasında sayılan eski hükümlü ve terör mağdurları için işverenlere getirilmiş olan zorunlu istihdam kaldırılmakta ve % 6 olan zorunlu çalıştırma oranı özel sektör için % 3' e indirilmekte, terör mağduru çalıştırma zorunluluğu ise tamamen kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülüğüne bırakılmaktadır.
Nüfusumuzda önemli bir yeri oluşturan özürlülerin, ekonomik ve sosyal yaşama katılmaları ancak istihdamlarının arttırılmasıyla mümkün olacaktır. Bu amaca yönelik olarak özürlülerin sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamının Hazinece karşılanması öngörülmektedir. Böylece daha önce bu kapsamda özürlü çalıştıran işverenler de aynı şartlarda prim teşvikinden yararlanabileceklerdir.
İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi belirli koşullara bağlanarak, özürlülerin sigortalılık hizmetleri teminat altına alınırken, diğer taraftan kalan primlerin zamanında ödenmesi sağlanmaktadır. Primlerin geç ödenmesi halinde ise, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilecektir.
İstihdam artışını özel sektör üzerinden ülkeye yaygınlaştırmak amacıyla, bazı işyerleri ve sigorta grupları bu madde hükmü dışında tutulmaktadır.
Ayrıca, teşviklerin amacına ulaşabilmesi için teşviklerin gerçekten istihdam artışı yaratan işverenlere sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle gerçek istihdam artışına yol açmayacak işlemlerin teşviklerden yararlanmak için yeterli olmamasına yönelik düzenlemeler öngörülmektedir.
Hazinece karşılanacak prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak vergiye tabi olacak kazancın tespitinde dikkate alınmaması sağlanmaktadır.
Kanun ile düzenlenen destek unsurlarından, diğer ilgili teşvik mevzuatı uyarınca yararlanmakta olan işletmelerin; aynı dönem için sağlanan aynı destek unsurlarından mükerrer olarak yararlanamamasına ve mükerrer olarak aynı teşviklerden yararlanma durumunda kalanların, işverenlerin tercihleri dikkate alınarak, uygulanan teşvik veya destek unsurlarından sadece birinden yararlandırılması öngörülmektedir.
Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek idari para cezalarının, özürlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işini kurmaları ve bu gibi projelerde kullanılması ve tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususların, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ile en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların birer temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanması ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından müştereken belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
3) İş sağlığı ve güvenliği alanında koruyucu ve önleyici hizmetlerin etkin bir şekilde verilebilmesi için; işyerinde yapılan işin özelliğine göre iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik risk değerlendirilmesinin yapılması ve bu değerlendirme sonucuna göre işverenin alınacak önlemleri belirlemesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle 161 sayılı ILO Sözleşmesinin 5 inci maddesinde de belirtildiği üzere işyerlerinde sağlığa zararlı risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
İşletmelerin kurulmaya başlanılmasından önce kurma izni alınması, çalışma mevzuatında yer almasının yanında diğer mevzuatta da yer alan bir husus olup bu alanda işverenler açısından mükerrer yükümlülükler ve bildirimler söz konusu olmaktadır. Bu konudaki mükerrerliği ortadan kaldırmak, işyerlerinin kurulmasıyla ilgili prosedürleri hafifleterek, işyerlerinin kurulmasını özendirmek amacıyla kurma izni alma mecburiyeti kanun metninden çıkarılmıştır. İşletme belgesi alma zorunluluğu ise; işyerlerinde yapılan iş, işin tehlikesi ve işyerlerinin büyüklüğü gibi unsurlar dikkate alınarak hangi tür işyerleri için işletme belgesi isteneceği yönetmeliğe bırakılarak muhafaza edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların usul ve esasları ile bunları yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi hususunda mevcut boşluk doldurularak bunların çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenebileceği hükme bağlanmıştır.
4) 4857 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde öngörülen işyeri hekimi ile 82 nci maddesinde öngörülen iş güvenliği ile görevli mühendis ve teknik elemanlarla ilgili maddeler tek madde halinde düzenlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 82 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Maddede sözü edilen personelin daha etkin hizmet verebilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenecek özel eğitime tabi tutulmaları ve eğitim sonunda belgelendirilmeleri, iş sağlığı ve güvenliği birimlerinin hangi hallerde işyeri içinde kurulacağı ve özellikleri, işyeri dışından hizmet alınmasına ilişkin hususlar ile iş sağlığı ve güvenliği birimlerinde bulundurulacak asgari araç, gereç ve teçhizat gibi malzemelerin yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.
İş sağlığı ve güvenliği alanında yürütülecek koruyucu ve önleyici hizmetler genellikle teknik çalışmaları kapsamakta olup, işverenler kendi işyerinde aynı niteliklere haiz personelin bulunması halinde kendi çalışanını gerekli eğitimleri aldırmak şartıyla bu hizmetlerde görevlendirebilecektir.
Ayrıca işyerlerinin daha kolay ve etkin bir şekilde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini alabilmeleri ve iş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü küçük ve orta ölçekli işletmelerin de bu hizmetlerden yararlanmalarının teşvik edilmesi amacıyla kurulmuş olan sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alınmasına yönelik bir düzenleme yapılmıştır.
İşyeri dışında kurulu bulanan sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alan işverenlere doğrudan hizmet alma yönüyle yerine getirilen yükümlülükleri çerçevesinde ayrıca işyeri hekimi, mühendis veya teknik personel istihdam etme zorunluluğu ortadan kalkacaktır. Kurumsal hizmet veren sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alınabileceği gibi, Kanunda belirtilen nitelikleri haiz kişilerden de hizmet alınması mümkün olacaktır.
5) Mevcut düzenlemede, işyerlerinde genel çalışma şartları ve alınacak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli eğitim ve bilgilendirmeye dair hüküm bulunmasına rağmen, ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların yapacakları işlerle ilgili mesleki eğitim şartı aranmamaktadır.
İşyerlerinde son zamanlarda bazı iş kollarındaki iş kazalarının artışındaki temel sebeplerden birisi de mesleki eğitim almadan ağır ve tehlikeli işlerde işçi çalıştırılması olduğu görülmektedir. Buradan hareketle, bu işkollarında çalıştırılacak işçilere iş öncesi eğitim verildiği takdirde eğitimli ve kalifiye işçi çalıştırılması ve iş kazalarının önlenmesi hedeflenmektedir.
6) Çocuk bakım yurdundan (kreş) hizmet alımı mevcut yönetmelikte halen var olan bir düzenlemedir. Bu değişiklikle, söz konusu düzenlemenin Kanuni dayanağının oluşturulması ve belirli bir esnekliğin sağlanması hedeflenmiştir. Kreş kurma zorunluluğu bulunan işletmelerin dışarıdan bu hizmetleri veren işyerleri ile anlaşmalar yaparak yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri amaçlanmıştır.
7) İşyerlerinin kurulmasından önce istenilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınması öngörülen kurma izni alınması şartı, Kanunun 78 inci maddesinden çıkarıldığından buna uygun düzenleme yapılmıştır.
8) 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesindeki değişikliğe paralel olarak idari para cezaları yeniden düzenlenmiştir.
9) 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde yapılan değişiklikle bundan böyle işyerlerinde eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu kaldırılmakta olduğundan, idari para cezası ile ilgili 101 inci maddeden de aynı şekilde eski hükümlü ibaresi çıkarılmıştır.
10) 78, 81, 82 ve 85 inci maddelerde yapılan yeni düzenlemelere paralel olarak, Kanunun iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlerine aykırılık halinde verilen idari para cezaları yeniden düzenlenmiştir.
11) 4857 sayılı İş Kanununun 101 inci maddesi gereğince, Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline aynı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilmektedir.
5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4857 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin tahsil usulünün de belirlendiği ikinci fıkrası yürürlükten kaldırıldığından, bu maddeye istinaden kesilen idari para cezalarının tahsil usulünün belirlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında; sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezalarının, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Türkiye İş Kurumu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi olmadığı ve bu Kanuna göre takip ve tahsil yetkisi bulunmadığından, 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi hükmüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline aynı Kanunun 101 inci maddesi gereği kesilen idari para cezaları ile ilgili davalar reddedilmesine rağmen, kendi isteğiyle ödeyenler hariç zorla tahsil yoluna gidilememektedir.
Yukarıda ifade edilen hukuki sorunun ortadan kaldırılabilmesi için, İŞKUR tarafından kesilen idari para cezalarının genel esaslara göre tahsil edileceğine ilişkin yasal değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
12) Anayasa Mahkemesinin 24/11/2007 tarihli ve 26710 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/10/2005 tarihli ve Esas No: 2003/66, Karar No: 2005/72 sayılı Kararı ile 4857 sayılı İş Kanununun 111 inci maddesi iptal edildiğinden, anılan Karara uygun olarak, 4857 sayılı Kanunun uygulanması bakımından; sanayiden, ticaretten, tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları yeniden düzenlenmiş, maddede belirtilen esaslar doğrultusunda bir işin bu Kanunun uygulanması bakımından; sanayiden, ticaretten, tarım ve orman işlerinden hangisinin kapsamında sayılacağının, ilgili bakanlıkların görüşleri alınarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Not: Madde komisyonda değiştirilerek kabul edilmiştir; gerekçe tasarı/teklif metnine aittir. Tasarının 1 inci maddesi İş Kanununda birden çok değişiklik yapar; Komisyonda bentler ayrı maddeler olarak düzenlenmiştir. Bu bent Komisyonda kabul edilen önergeyle, muvazaa tespitinde itiraz ve mahkeme kararına ilişkin olarak yeniden düzenlenmiştir (Komisyon raporu).
TBMM · S. Sayısı 224, 1/570 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 1), s. 3–510/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi
10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “altı iş günü” ibareleri “otuz iş günü” şeklinde değiştirilmiştir.
Tasarının çerçeve 10 uncu maddesi; müfettiş raporlarına itiraz süresinin otuz iş gününe çıkarılmasının sağlanması, içtihat birliğinin oluşması açısından iş mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz yolunun açılması, kamu idarelerine bu raporlara karşı süresi içinde itiraz yükümlülüğü getirilmesi ve temyiz merciinin kararlarını altı ay içinde vermesi amacıyla yeniden düzenlenerek çerçeve 8 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Not: Tasarının 10 uncu maddesi 3 üncü maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını yürürlükten kaldırıyordu (tasarı gerekçesi bunu açıklar); madde Alt Komisyonda müfettiş raporlarına itiraz süresini düzenleyecek biçimde yeniden yazılmış, Plan ve Bütçe Komisyonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa uyum için değiştirilmiştir. Metin Alt Komisyon raporundaki açıklamadır.
TBMM · S. Sayısı 639, Alt Komisyon raporu (komisyonca eklenen hükmün açıklaması), s. 375Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.