İçeriğe geç

Genel Esaslar

İYUK Madde 2 — İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:

1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:

a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.

2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.[3]

3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)

İçtihatlar
İYUK 2/18 karar · (a) (b) bentleri
İYUK 2/1 geneli4 karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2014/835 · K. 2016/426 · 30.03.2016

Karayolları Genel Müdürlüğünün faaliyetleri kamu hizmeti kapsamındadır, zarar da kamu hizmeti kapsamındaki faaliyetler nedeni ile meydana gelmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2. maddesi hükmünce talep bir tam yargı davası niteliğinde olup bu davalara bakma görevi idari yargı yerine ait olduğundan, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddedilmesi gerekirken esastan incelenmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.…”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2014/731 · K. 2015/2366 · 04.11.2015

Bununla birlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri ve Belediyelerin trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir. Yani Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyelerin karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceği, anılan kuruluşların idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasa’nın 125. Maddesi ve 2577 sayılı İYUK’nın 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2015/86 · K. 2015/2364 · 04.11.2015

Bununla birlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri ve Karayolları Genel Müdürlüğünün trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir. Yani Karayolları Genel Müdürlüğünün karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceği, anılan kuruluşların idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İYUK’nun 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

E. 2013/1740 · K. 2013/12946 · 25.09.2013

Öte yandan, 2577 sayılı Kanunun 2/1 maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların idari dava olduğu tarif edilmiştir. Buradaki idari işlemin dayanağı, kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan, kamuya üstün hak ve yetkiler tanıyan idari sözleşmelerdir.
İYUK 2/1-a1 karar

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

E. 2015/7586 · K. 2016/1472 · 09.02.2016

… Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun…
İYUK 2/1-b3 karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2025/542 · K. 2025/888 · 25.12.2025

11. Somut olayda davacılar vekilinin taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı talepleri yönünden istemin ileri sürülüş biçimine göre yargısal bir faaliyetten kaynaklanmayıp idari işlemden kaynaklandığı, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargıda açılacak davada ileri sürülmesi gerektiği gözetildiğinde Özel Dairece davacı tarafın davalı Hazine aleyhine taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı açmış olduğu tazminat davasının yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerindedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2023/104 · K. 2024/206 · 24.04.2024

5. Davalı vekili; her ne kadar dava dilekçesinde hizmet kusuruna dayanılmadığı belirtilmiş ise de rücu davasına esas tazminat dosyasında verilen kararın müvekkili aleyhine kesin hüküm yahut kesin delil içermediğini ve öncelikle kusur araştırması yapılması gerektiğini, hizmet kusuruna dayalı tazminat davalarının ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi anlamında tam yargı davası niteliği taşıdığını, bu nedenle görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğunu belirterek davanın öncelikle bu nedenle, aksi kabul edilecek olursa talebin zamanaşımına uğraması ve esas yönünden de haksız olması nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi

E. 2013/3618 · K. 2013/13509 · 01.07.2013

Davalı idarece 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında "Lise alanı" olarak yer alan davacıya ait taşınmazda, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda oluşan zararın tazminine yönelik iş bu davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekir kanaatıyla, saygıdeğer çoğunluğun değerli görüşlerine katılamadım. 01.07.2013
Madde geneli7 karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2018/845 · K. 2019/1215 · 26.11.2019

… yargı yerine ait olduğu” vurgulandıktan sonra “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2007/141 · K. 2007/188 · 04.04.2007

… “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2013/415 · K. 2014/199 · 05.03.2014

… “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2024/628 · K. 2025/82 · 26.02.2025

… Öte yandan bu hususu dikkate almaksızın genel hükümlere göre takip başlatan İdare tarafından özel hukuk tüzel kişilerine karşı açılan itirazın iptali davasının 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeler karşısında idari yargıda görülmesinin mümkün olmadığı da sabittir. Bu durumda mahkemece; icra takibi ile bağlantılı olan itirazın iptali davasında, davalılar aleyhine usul ve yasaya uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E. 2017/518 · K. 2017/520 · 22.03.2017

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; İdari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

E. 2015/10542 · K. 2017/4719 · 18.09.2017

İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi gereğince, idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare kurumu dava edilebilir. Bu yasal düzenlemeye göre, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine idare mahkemelerinde dava açılamaz. Davacı davasını özel hukuk tüzel kişisi olan davalıya yönelttiğine göre, davanın görüm ve çözüm yeri adli yargıdır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

E. 2017/164 · K. 2017/2596 · 08.05.2017

İstemin ileri sürülüş biçimine göre davacı; ürün ve ulaşım yönünden zararının olduğunu belirterek açıkça, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmıştır. Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup, eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir. (2577 sayılı İYUK. m. 2)
Başka kararlar için içtihat aramasını açArama kutusu İYUK m. 2 ile dolar; aramak için Ara'ya basın.

Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-02. Atıftan önce tam metni okuyun.

Dipnotlar ve değişiklikler1
EklemeKabul/karar: 2/7/2018Yürürlük: 9/7/2018

[3]2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 185 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kanunlarda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde” ibaresi eklenmiştir.

Madde gerekçeleri6

İlk kabul gerekçesi

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (2. madde, 1. madde, 3. madde, 4. madde, 5. madde, 6. madde, 7. madde, 8. madde, 9. madde, 10. madde, 11. madde, 12. madde, 13. madde, 14. madde, 15. madde, 16. madde, 17. madde, 18. madde, 19. madde, 20. madde, 21. madde, 22. madde, 23. madde, 24. madde, 25. madde, 26. madde, 28. madde, 29. madde, 30. madde, 31. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.

BİRİNCİ BÖLÜM (Madde 1 - 31)

Birinci bölümde, 1 - 31 nci maddelerde, idari yargılama usulünün genel esasları düzenlenmektedir. Bu bölümde yer alan hükümler, daha önca 521 sayılı Danıştay Kanununun 63 - 102 nci maddeleri ile 521 sayılı Kanuna 1740 sayılı Kanunla eklenen bazı ek madde hükümleridir. Bunlar, genel olarak 521 sayılı Kanun hükümlerinin tekrarından ibarettir.

Yargılama usulünde 521 sayılı Kanuna göre yapılan belli başlı değişiklikler aşağıda gösterilmiştir:

1. 521 sayılı Kanunda 90 gün olan dava açma süresi, işlerin çabuklaşması bakımından Danıştay ve idare mahkemeleri için 60 gün, vergi mahkemeleri için 30 gün olarak tespit edilmiştir. Ayrıca süre başlangıcı ile ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılmıştır. (Madde 6)

2. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılmasında, görevli olmayan yargı mercilerine başvurulduktan sonra idari yargı yerine başvurulması halinde idareye başvurma mecburiyetinin aranmayacağı esası getirilmiştir. (Madde 12)

3. Harç ve posta pulu verilmeyen veya eksik verilen dosyalarda alınan tamamlatma kararından sonra gerekenin yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağını öngören 521 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin son fıkrasındaki esas benimsenmemiş, bu hallerde dosyanın işlemden kaldırılması esası kabul edilmiştir. (Madde 5/5, 6)

4. Dilekçenin reddine dair kararlarda aynı hatanın tekrarı halinde davanın reddini öngören 521 sayılı Kanunun 75 nci maddesinin son fıkrasındaki esas benimsenmemiş ve yeni kanuna alınmamıştır. (Madde 14)

5. Dilekçenin şekil şartlarına uymaması yüzünden reddi halinde, Danıştayda karar düzeltmesine konu yapılamayacağı esası kabul edilmiştir. (Madde 14/4)

6. 521 sayılı Kanunda, savunma ve karşı dilekçelerin cevap süresi otuz gün olarak tespit edilmişti. Bu süreler onbeş güne indirilmiştir. (Madde 15/3)

7. Danıştayda temyizen görülen davalarda duruşmanın, tarafların istemi üzerine ilgili dairenin kararı ile yapılabileceği esası getirilmiştir. (Madde 16)

8. Bu Kanuna konulan yeni hükümlerle idari yargı denetiminin sınırları daha açık bir biçimde çizilmiş ve siyasal tercihler ile idarenin takdirinin yargı denetimine konu olamayacağı hükme bağlanmıştır. (Madde 26)

9. Yürütmeyi durdurma müessesesi yeniden düzenlenmiştir. Bu müessesenin sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde kullanımı kısıtlanmış ve önlenmiştir. Genel olarak yürütmeyi durdurma kararlarının verilmesi yeni düzenlemede yeni kayıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu düzenleme ile bir idari işlemin uygulanmasının yürütmenin durdurulması kararı yoluyla ertelenebilmesi, idari işlemin uygulanmasının hem telafisi güç ve imkânsız zararların doğmasına neden olması ihtimalinin hem de söz konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartının birlikte gerçekleşmesine bağlı kılınmıştır. Ayrıca, verilen yürütmeyi durdurma kararlarının her 90 günde bir yeniden incelenmesi esası kabul edilmiştir. Böylece hem vatandaşın müessir bir idari yargı denetiminden yararlanması hem de idarenin kendisine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirebilmesi ve ülke yönetimindeki özel durumların gerektirdiği etkinliği gösterebilmesi imkânları getirilmiştir. (Madde 27)

10. Mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen kamu görevlileri aleyhine dava açılabileceği daha önce yargısal içtihatlarla kabul edilmişti. Bu husus kural olarak kanunda yeniden düzenlenmiştir. (Madde 28/4)

11. Mahkeme kararlarının süratle infazını temin için, tam yargı davalarında ilâmın idareye tebliği tarihinden itibaren, idareyi, kanuni gecikme faizi ödemeye mecbur eden bir kural getirilmiştir. (Madde 28/6)

Not: Madde gerekçesi bölüm bölüm yazılmıştır; metin tasarının Birinci Bölüm gerekçesidir; bu maddeyi (tasarı 26) anan paragraf: «8. Bu Kanuna konulan yeni hükümlerle …». Bu madde tasarının 26 ncı maddesidir; Adalet Komisyonunca 2 nci madde olarak kabul edilmiştir. Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.

TBMM · MGK S. Sayısı 312 (1/254; MGK 91 inci Birleşim tutanağına ekli), Hükümet tasarısının madde gerekçesi (Birinci Bölüm), s. 1–2

10/6/1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.)

Teklif eden: 1 milletvekilinin teklifi (S. Sayısı 409 başlığı)

Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (2. madde, İşlenemeyen Hükümler. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.

6.1.1982 tarih ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasasının 2 nci maddesi uygulamada genel hukuk sistemine aykırı biçimde gelişmiştir. İdarî davalarda taraf ehliyeti konusundaki usulsüzlük İdarî Mahkemelerde ve Danıştay’da iş hacmini gereksiz biçimde artırmıştır. Bu durum hususi hukuktaki hak ve ehliyetin tatbikatında da eşitsizlik sonucu doğurmuştu.

Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medenî Hukuktaki medenî haklardan istifade ehliyetinin medenî usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip oldukları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38 inci maddesi ile Medenî Kanunun 8 ve 46 ncı maddelerinde açıklanmıştır.

Bu genel kaideye rağmen 6.1.1982 tarih ve 2577 sayılı “İdarî Yargılama Usulü Kanunu”nun başta 2 nci maddesi olmak üzere ilgili maddelerinde dava ve taraf ehliyeti yanlış değerlendirilmiş ve (menfaatleri ihlal edilenler) deyimi geniş yorumlanarak, esasta dava ehliyetine sahip olmayan kişilerin de, idarî yargıda iptal ve tam yargı davaları açma talepleri kabul edilmiş ve davalar buna göre görülerek, hükme bağlanmıştır.

Hazırlanan kanun teklifi ile dava açma hakkına ve taraf olma ehliyetine bir kısıtlama getirilmeden;

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı, iptalleri için, ancak kişisel menfaatları doğrudan ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği,

b) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı keza kişisel hakları doğrudan muhtel olanların tam yargı davaları açacakları kabul edilmiştir.

2577 Sayılı Kanunun 31 inci maddesi gereğince, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 578 inci maddesi Kanunda yapılan değişikliklerle ilgili hükümler ihtiva etmektedir. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yapılan değişikliklerin zaman bakımından ne suretle uygulanacağı hususunda literatürde ve uygulamada değişik görüşler vardır. İdarî yargının bütünlüğünü korumak ve İdarî Mahkemeleri arasında değişik uygulamalara meydan vermemek ve netice itibariyle ikinci maddedeki değişiklikle amaçlanan maksadı temin etmek bakımından Kanuna bir geçici hüküm konması gerekli görülmüştür.

Not: Teklifin gerekçesi madde madde ayrılmamıştır; metin teklifin tek gerekçesidir (son paragraf ek geçici maddeye ilişkindir). Teklifin 1 inci maddesi Adalet Komisyonunca 1 inci madde olarak aynen kabul edilmiş, ikinci raporda (1) numaralı fıkranın (a) bendi yeniden düzenlenmiştir (aşağıdaki Komisyon raporu açıklaması). Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.

TBMM · S. Sayısı 409 (2/908; 19 uncu Dönem 115 inci Birleşim tutanağına ekli), Çorum Milletvekili teklifinin gerekçesi, s. 9

Adalet Bakanlığı temsilcilerinin de katıldığı Komisyonumuzun 24.2.1994 tarihli ve 16 sayılı Birleşiminde tasarının sadece 1 inci maddesi üzerinde görüşme açılmasına karar verilmiş ve tasarının çerçeve 1 inci maddesiyle değiştirilen İdarî Yargılama usulü Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi yeniden düzenlenerek, çevre, tarihî ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlarla ilgili olarak açılan davalar madde kapsamından çıkarılmıştır.

Not: Komisyon değişikliği: (a) bendinin yeniden düzenlenmesinin Adalet Komisyonu ikinci raporundaki açıklamasıdır. Bu bent sonradan Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve 4577 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.

TBMM · S. Sayısı 409'a 1 inci Ek (1/637, 2/908), Adalet Komisyonu ikinci raporu (komisyon değişikliğinin açıklaması), s. 1

18/12/1999 tarihli ve 4492 sayılı Kanunun 6. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.)

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların idarî dava türlerinden birisi olduğu hususuna açıklık getirilmektedir.

Not: Adalet Komisyonu tasarıyı Bakanlar Kurulundan gelen şekliyle aynen kabul etmiştir (Komisyon raporu).

TBMM · S. Sayısı 292, 1/577 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 6)

8/6/2000 tarihli ve 4577 sayılı Kanunun 5. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.)

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun idarî dava türlerini ve idarî yargı yetkisinin sınırını düzenleyen 2 nci maddesinin 10.6.1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik (1) numaralı fıkrasının iptal davasının tanımını yapan (a)bendi, iptal davası açılabilmesi için “kişisel hak ihlâli” koşulunun aranması sebebiyle Anayasaya aykırı bulunarak, idarî işlemlere karşı dava açılabilmesi için kişisel hakkın ihlâl edilmesi koşulunun getirilmesiyle, soyut, genel ve gayrî şahsî olan düzenleyici tasarruflara karşı yargı yolunun daraltıldığı ve idarenin düzenleyici işlemlerine karşı uygulanmalarını beklemeden dava açılmasını güçleştirdiğinden, bu hükmün Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince 21.9.1995 tarihli ve E : 1995/27, K : 1995/47 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu karar 10.4.1996 tarihli ve 22607 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, yayımını izleyen üç ay sonra 10.7.1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu madde ile anılan bent, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi gözönünde bulundurularak yeniden düzenlenmiş ve böylece iptal kararı ile ortaya çıkan boşluk doldurulmuştur.

Not: Tasarının 4 üncü maddesi Adalet Komisyonunca 5 inci madde olarak aynen kabul edilmiştir (Komisyon raporu).

TBMM · S. Sayısı 376, 1/536 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 4)

2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK'nin 185. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 185 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kanunlarda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde” ibaresi eklenmiştir.

Teklif eden: Hükümet (Bakanlar Kurulu)

Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (2. madde, 9. madde, 13. madde, 15. madde, 20. madde, 20/A. madde, 27. madde).

Anayasada yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda ibare değişiklikleri yapılması amaçlanmaktadır.

Not: Kanun hükmünde kararname Anayasa'nın 91 inci maddesi uyarınca TBMM'ye gerekçesiyle gönderilmiştir. Gerekçe 185 inci maddenin tamamına (2577 sayılı Kanundaki bütün ibare değişikliklerine: 2, 9, 13, 15, 20, 20/A ve 27 nci maddeler) aittir. Sayfa taranmış görüntüdür; metin OCR ile okunup görüntüyle sözcük sözcük karşılaştırılarak yazılmıştır.

TBMM · 1/5 esas numaralı 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin TBMM'ye gönderilen gerekçesi (madde 185), s. 20
İlk kabul ve önceki metinler1

3.: ilk kabul metni

2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK'nin 185. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı.

3. Devlet Başkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler idari yargı denetimi dışındadır.

Resmî Gazete · 20 Ocak 1982, Sayı 17580

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.