İçeriğe geç

Suçlar

BankK Madde 150 — İzinsiz faaliyette bulunmak

İzinsiz faaliyette bulunmak

Bu Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın banka gibi faaliyet gösteren ya da mevduat kabul eden yahut katılım fonu toplayan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu suçun bir işyeri bünyesinde işlenmesi hâlinde bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir.

Bu Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın ticaret unvanlarında, her türlü belge, ilân ve reklamlarında veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda banka adını ya da banka gibi faaliyet gösterdikleri ya da banka gibi mevduat veya katılım fonu topladıkları izlenimini uyandıracak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir.

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/17 md.) Yukarıdaki fıkralara aykırılık hâlinde Kurumun ilgili Cumhuriyet başsavcılığını muhatap talebi üzerine sulh ceza hâkimince, dava açılması hâlinde davaya bakan mahkemece iş yerlerinin faaliyetleri ve reklamlar geçici olarak durdurulur, ilânları toplatılır, bu aykırılıkların internet aracılığıyla işlendiğinin tespit edilmesi durumunda içerik ve yer sağlayıcıları yurt içinde ise internet sitelerine erişim engellenir. Bu tedbirler, hâkim kararıyla kaldırılıncaya kadar devam eder. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

(Ek fıkra:20/2/2020-7222/17 md.) Birinci ve ikinci fıkralardaki aykırılıkların içerik ve yer sağlayıcıları yurt dışında bulunan internet siteleri aracılığıyla gerçekleştirilmesi durumunda bu internet sitelerine erişim, Kurumun başvurusu üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından engellenir.

İçtihatlar
BankK 150/21 karar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2023/4072 · K. 2024/5870 · 02.09.2024

… Cumhuriyet Merkez Bankasına verildiğini, davacı tarafından "dolar" ifadesinin kullanılmasının uluslararası kamu hukuku bakımından kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacının iş modelinin tam olarak bilinmemekte olduğunu, davacının ticaret unvanı olarak kullanmak istediği isimde yer alan banka ibaresinin tek başına 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 150 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiğini, gerekli izinler alınmadan kurulacak şirketlerin ünvanlarında "banka", "Merkez Bankası" kelimelerinin kullanılması ve ayrıca faaliyet konuları içerisinde "kredi kullandırma, ödeme hizmetleri, çek hizmeti, merkez bankası faaliyetleri" gibi faaliyetlerin gerçekleşmesinin kanun hükümlerine…
Madde geneli1 karar

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

E. 2025/1332 · K. 2025/1127 · 09.09.2025

… 150'de böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. TMSF'nin teminattan muaf olduğuna ilişkin düzenleme 5411 sayılı yasanın 140/V maddesinde bulunmakta olup bu maddeye göre TMSF'nin teminattan muafiyeti Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerini kapsamaktadır. TMSF tarafından yönetilen şirketleri kapsamamaktadır. .. Bu nedenle İİK m. 72/III'e göre teminat alınması zorunluluğu bulunduğundan davalının istinaf talebinin bu yönüyle kabulüne ve teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmek üzere mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Başka kararlar için içtihat aramasını açArama kutusu BankK m. 150 ile dolar; aramak için Ara'ya basın.

Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-02. Atıftan önce tam metni okuyun.

Madde gerekçeleri2

İlk kabul gerekçesi

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan suçlar, Kanunda, aşağıdaki gerekçeye dayanılarak iki ayrı suça vücut verecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Maddenin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunundaki hâli incelendiğinde esasen iki ayrı grup suçun tanımlandığı görülmektedir. Maddedeki iki suçun da ön şartı gerekli izinlerin alınmaması olarak tespit edilmiştir. Suçlardan birinci grup bankacılık işlemleri yaptığı yahut mevduat topladığı izlenimini uyandırmak, ikinci grup ise bankacılık işlemleri yapmak yahut mevduat toplamaktır.

Bu suçlardan birinci grup suç, ikinci gruptaki suçun teşebbüs aşamasında kalmış hâlidir. Bazı hâllerde fiilin önemi nedeniyle, bir suçun teşebbüs aşamasında kalan hâli de ayrıca suç olarak öngörülebilmektedir. Maddenin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanundaki hâlinde de böyle bir düzenleme yapılmıştır. Ancak, ceza hukukunun genel ilkeleri gereğince, böyle bir düzenlemede teşebbüs hâli için öngörülen müeyyidelerin daha hafif olması hususu gözetilmemiştir. Örneğin, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, henüz mevduat kabul edilmemiş olsa bile mevduat toplandığını ilân etmek suçu ile fiilen mevduat toplamak suçunun müeyyideleri aynı olarak öngörülmüştür.

Diğer taraftan, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 20 nci maddesinin (6) numaralı fıkrası paralelinde ve Kanunun diğer hükümleri gereğince katılım bankalarındaki katılım fonu hesaplarında bulunan fonların da madde kapsamına alınması gerekli görülmüştür.

Bu nedenlerle, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen suçlar, bu Kanunda iki ayrı fıkrada düzenlenmiştir. Birinci fıkrada suçun tamamlanmış hâli düzenlenmiş, ikinci fıkrada suçun hazırlık hareketleri aşamasında kalmış hâlinin de cezai müeyyideye tâbi tutulması öngörülmüştür. Nitelikleri açısından farklı oldukları için ceza miktarları da değişik olarak belirlenmiştir.

Suça ilişkin olarak bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununda ve bu Kanunda, işyerinin kapatılması, ilân ve reklamların durdurulması ya da toplatılması, hem kolluk tedbiri olarak hem de müeyyide olarak öngörülmüştür. 4389 sayılı Bankalar Kanununun 21 inci maddesinin son fıkrasında düzenlenen kolluk önlemi, Kurul kararına istinaden Kurum tarafından yapılacak talep üzerine valiliklerce yerine getirilmektedir. 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer aldığı üzere, müeyyide olarak uygulanması ise Kurulun talebi üzerine mahkemelerce hükmedilmesi şeklindedir. Kanun ile müeyyide olarak uygulanacak olan işyeri kapatılmasının bir aydan bir yıla kadar olması, sürekli kapatmanın ise ancak tekerrür hâlinde söz konusu olmasını sağlayacak değişiklik getirilmiştir. Emniyet tedbiri alınması ise 4389 sayılı Bankalar Kanununda valiliklerce yerine getirilecek şekilde düzenlenmişken, bu Kanunda itiraz yolu açık olmak üzere sulh ceza hâkimi yahut dava açılmışsa davaya bakan mahkeme tarafından verilebilecek bir karar olarak düzenlenmiştir. Böylece temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından daha teminatlı bir yol benimsenmiştir.

Maddenin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu metninde geçen "görev ve ilgilerine ve fiile katılma derecelerine göre" ifadesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda zaten düzenlenmiş ve dolayısıyla mahkemece resen uygulanacak olan iştirake ilişkin hükümlerin tekrarı mahiyetinde olduğundan metinden çıkarılmıştır.

Maddede öngörülen cezalar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu paralelinde düzenlenmiştir.

TBMM · S. Sayısı 972, 1/1007 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 153)

20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 17. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik fıkra:20/2/2020-7222/17 md.)

Teklif eden: 89 milletvekilinin teklifi (S. Sayısı 176 başlığı: ilk imza sahibi ve 88 milletvekili)

Madde ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 150 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, telafisi mümkün olmayan zararların önlenebilmesini teminen, izinsiz faaliyetlerin işlenmesinde kullanılan internet sitelerine erişimin içerik ve yer sağlayıcının yurt içinde olması halinde internet sitesine erişimin engellenmesinin alınacak tedbirler arasına eklenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca söz konusu değişiklikle, mağduriyetlerin ivedilikle engellenmesini teminen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını takiben hakim kararı akabinde internet sitesine erişiminin engellenmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır. İçerik ve yer sağlayıcının yurt dışında olması durumunda anılan Kurulun başvurusu üzerine bu tedbirin uygulama yetkisinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna verilmesi öngörülmektedir.

TBMM · S. Sayısı 176, 2/2596 esas numaralı teklifin madde gerekçesi (madde 17), s. 12

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.