İçeriğe geç

Genel Esaslar

İYUK Madde 28 — Kararların sonuçları:

Kararların sonuçları:[22]

1. (Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile) (…)[22] (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)[22] ancak disiplin hükümleri saklıdır. (Ek cümle:2/7/2026-7588/7 md.) Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi feshedilenlerle ilgili idari davalar ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.

2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir.

6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.

İçtihatlar
İYUK 28/21 karar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

E. 2015/18548 · K. 2017/17578 · 26.12.2017

6352 sayılı Yasa'nın 58. maddesi ile Değişik 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28/2. maddesi “... Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur..." hükmünü içermektedir.
Madde geneli4 karar

Danıştay 13. Daire

E. 2016/840 · K. 2016/4021 · 30.11.2016

… İdare Mahkemesi'nce; dosyanın incelenmesinden; anılan "Yürütmeyi Durdurma" kararı sonrasında idareye başvurulmaksızın ve idarece de herhangi bir işlem tesis edilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin bitimi ile birlikte, yargı kararının uygulanmaması yolunda işlem tesis edildiği kabul edilerek bakılan davanın açıldığı, idari davaya konu olabilecek idari işlemlerin, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik olarak iradesini açıklaması ile ortaya çıktığı, bu itibarla, idari işlemin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin mevzuat gereği yetkili olan organının iradesini açıklaması gerektiği, istisnai olarak, idarenin hareketsiz…

Danıştay 15. Daire

E. 2016/5066 · K. 2017/6672 · 16.11.2017

Davalı idarece, bölgenin dağlık bir yapıya sahip olması, mevsim şartları ve özellikle geçmişte ilan edilen geçici askeri güvenlik bölgeleri nedeniyle mahallinde keşif çalışmaları yapılmasının sürekli ertelendiği, anılan yerde kadastro çalışmalarının yapılmadığı, idare mahkemesi kararlarını yerine getirmek adına kadastro çalışması yapılmamış yerlerde ve yakın zamanda da kadastral çalışmaların planlanması uzak görülen yerlerde ile Türksat A.Ş. arasında ... …

Danıştay 4. Daire

E. 2024/871 · K. 2024/2191 · 27.03.2024

… uygulanabilecek idareyi ilk defa işlem tesis etmesi için yapılan bir başvuru olduğu, söz konusu maddenin idarece yapılan bir işlem bulunup da bu işleme karşı dava açma süresi geçtikten sonra söz konusu süreyi canlandırmanın aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, aksi yorumla süreye ilişkin kanun maddesi ihdasının anlamı kalmayacağı, ayrıca aynı Kanunun 28. maddesi uyarınca iptal edilen Bakanlar Kurulu Kararı kısmının kendiliğinden ortadan kalktığı ve kararın uygulanmasına yönelik yapılacak başka bir hususun bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği

Danıştay 4. Daire

E. 2022/1186 · K. 2022/4201 · 20.06.2022

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 27/4. maddesinde, vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı, 28. maddesinde de, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Başka kararlar için içtihat aramasını açArama kutusu İYUK m. 28 ile dolar; aramak için Ara'ya basın.

Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-02. Atıftan önce tam metni okuyun.

Dipnotlar ve değişiklikler1
Mülga / İptalYer: Madde başlığıKabul/karar: 23/4/1981

[22]Bu maddenin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinin “23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvellerde gösterilen unvanları taşıyan görevler ile farklı atama usullerine tabi olsalar dâhi daire başkanı ve üstü görevlere, sivil memurlar hariç kolluk teşkilatlarının kadrolarına; açıktan, naklen veya vekâleten yapılan atama ve bu görevlerden alınma, bu görevlerle ilgili yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleri hakkında verilen mahkeme kararlarının gereği, ilgilinin kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanması suretiyle iki yıl içinde yerine getirilir.” bölümü, aynı fıkranın dördüncü cümlesi ve son cümlesinin “Bu fıkranın üçüncü cümlesinde belirtilen işlemlerle ilgili mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi ceza soruşturması ve kovuşturmasına konu edilemez;” bölümü; 1/1/2015 tarihli ve 29223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Madde gerekçeleri7

İlk kabul gerekçesi

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (28. madde, 1. madde, 2. madde, 3. madde, 4. madde, 5. madde, 6. madde, 7. madde, 8. madde, 9. madde, 10. madde, 11. madde, 12. madde, 13. madde, 14. madde, 15. madde, 16. madde, 17. madde, 18. madde, 19. madde, 20. madde, 21. madde, 22. madde, 23. madde, 24. madde, 25. madde, 26. madde, 29. madde, 30. madde, 31. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.

BİRİNCİ BÖLÜM (Madde 1 - 31)

Birinci bölümde, 1 - 31 nci maddelerde, idari yargılama usulünün genel esasları düzenlenmektedir. Bu bölümde yer alan hükümler, daha önca 521 sayılı Danıştay Kanununun 63 - 102 nci maddeleri ile 521 sayılı Kanuna 1740 sayılı Kanunla eklenen bazı ek madde hükümleridir. Bunlar, genel olarak 521 sayılı Kanun hükümlerinin tekrarından ibarettir.

Yargılama usulünde 521 sayılı Kanuna göre yapılan belli başlı değişiklikler aşağıda gösterilmiştir:

1. 521 sayılı Kanunda 90 gün olan dava açma süresi, işlerin çabuklaşması bakımından Danıştay ve idare mahkemeleri için 60 gün, vergi mahkemeleri için 30 gün olarak tespit edilmiştir. Ayrıca süre başlangıcı ile ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılmıştır. (Madde 6)

2. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılmasında, görevli olmayan yargı mercilerine başvurulduktan sonra idari yargı yerine başvurulması halinde idareye başvurma mecburiyetinin aranmayacağı esası getirilmiştir. (Madde 12)

3. Harç ve posta pulu verilmeyen veya eksik verilen dosyalarda alınan tamamlatma kararından sonra gerekenin yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağını öngören 521 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin son fıkrasındaki esas benimsenmemiş, bu hallerde dosyanın işlemden kaldırılması esası kabul edilmiştir. (Madde 5/5, 6)

4. Dilekçenin reddine dair kararlarda aynı hatanın tekrarı halinde davanın reddini öngören 521 sayılı Kanunun 75 nci maddesinin son fıkrasındaki esas benimsenmemiş ve yeni kanuna alınmamıştır. (Madde 14)

5. Dilekçenin şekil şartlarına uymaması yüzünden reddi halinde, Danıştayda karar düzeltmesine konu yapılamayacağı esası kabul edilmiştir. (Madde 14/4)

6. 521 sayılı Kanunda, savunma ve karşı dilekçelerin cevap süresi otuz gün olarak tespit edilmişti. Bu süreler onbeş güne indirilmiştir. (Madde 15/3)

7. Danıştayda temyizen görülen davalarda duruşmanın, tarafların istemi üzerine ilgili dairenin kararı ile yapılabileceği esası getirilmiştir. (Madde 16)

8. Bu Kanuna konulan yeni hükümlerle idari yargı denetiminin sınırları daha açık bir biçimde çizilmiş ve siyasal tercihler ile idarenin takdirinin yargı denetimine konu olamayacağı hükme bağlanmıştır. (Madde 26)

9. Yürütmeyi durdurma müessesesi yeniden düzenlenmiştir. Bu müessesenin sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde kullanımı kısıtlanmış ve önlenmiştir. Genel olarak yürütmeyi durdurma kararlarının verilmesi yeni düzenlemede yeni kayıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu düzenleme ile bir idari işlemin uygulanmasının yürütmenin durdurulması kararı yoluyla ertelenebilmesi, idari işlemin uygulanmasının hem telafisi güç ve imkânsız zararların doğmasına neden olması ihtimalinin hem de söz konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartının birlikte gerçekleşmesine bağlı kılınmıştır. Ayrıca, verilen yürütmeyi durdurma kararlarının her 90 günde bir yeniden incelenmesi esası kabul edilmiştir. Böylece hem vatandaşın müessir bir idari yargı denetiminden yararlanması hem de idarenin kendisine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirebilmesi ve ülke yönetimindeki özel durumların gerektirdiği etkinliği gösterebilmesi imkânları getirilmiştir. (Madde 27)

10. Mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen kamu görevlileri aleyhine dava açılabileceği daha önce yargısal içtihatlarla kabul edilmişti. Bu husus kural olarak kanunda yeniden düzenlenmiştir. (Madde 28/4)

11. Mahkeme kararlarının süratle infazını temin için, tam yargı davalarında ilâmın idareye tebliği tarihinden itibaren, idareyi, kanuni gecikme faizi ödemeye mecbur eden bir kural getirilmiştir. (Madde 28/6)

Not: Madde gerekçesi bölüm bölüm yazılmıştır; metin tasarının Birinci Bölüm gerekçesidir; bu maddeyi (tasarı 28) anan paragraflar: «10. Mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen …»; «11. Mahkeme kararlarının süratle infazını temin …». Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.

TBMM · MGK S. Sayısı 312 (1/254; MGK 91 inci Birleşim tutanağına ekli), Hükümet tasarısının madde gerekçesi (Birinci Bölüm), s. 1–2

10/6/1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanunun 13. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.)

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Uygulamada 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasının birinci cümlesi, idarî yargı mercilerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının altmış gün içinde uygulanma zorunluluğu bulunduğu şeklinde yorumlanarak, uygulama süresi, altmış gün olarak kabul edilmektedir. Halbuki, kanun koyucunun amacı imkânı olduğu sürece hemen uygulanması, durum gerektiriyorsa en geç altmış gün içinde uygulanmasıdır.

Uygulamadaki bu yanlış anlamanın ortadan kaldırılması amacıyla fıkraya açıklık getirilmekte; esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare: gecikmeksizin işlem tesis edeceği veya eylemde bulunacağı belirtilmektedir. Ancak, bu sürenin hiç bir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği vurgulanmaktadır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, sadece vergi davalarında uygulanmayıp idarî davalarda da uygulandığından, vergi mahkemelerinde verilen kararlarla sınırlayan fıkranın ikinci cümlesinden bu kısıtlama kaldırılmaktadır. Bu suretle 1 inci fıkranın ikinci cümlesi idare ve vergi mahkemelerinin kararlarında uygulanabilecek hale gelmektedir.

Tam yargı davaları esas itibariyle belli bir miktarın tazminini hedef olan davalardır. Bu şekilde belli bir miktarı haklı tarafa ödemeyi hüküm altına alan kararlar ancak genel hüküm dairesinde infaz ve icra olunabilir. Belli bir miktarı hüküm altına almayan tam yargı davalarına ilişkin kararların infaz ve icrasında zorunluklar bulunmaktadır. Bu sebeple, maddeye açıklık getirilmesi amacıyla tam yargıya ilişkin kararlardan belli bir miktarı içerenlerin genel hükümler dairesinde infaz ve icra edilebileceğini belirtmek için 2 nci fıkrada değişiklik yapılmıştır.

2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 4 üncü fıkrasındaki “altmış günlük” süre, kişilerin haklarının korunması bakımından uzun bir süre kabul edilerek “otuz güne” indirilmiştir.

Not: Bu değişiklik tasarının 12 nci maddesidir; Adalet Komisyonunca 13 üncü madde olarak aynen kabul edilmiştir. Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.

TBMM · S. Sayısı 409 (1/637, 2/908; 19 uncu Dönem 115 inci Birleşim tutanağına ekli), Hükümet tasarısının madde gerekçesi (madde 12), s. 5–6

2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 58. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.)

Teklif eden: Hükümet tasarısı (Bakanlar Kurulu)

Maddeyle, tam yargı davalarında hüküm altına alınan miktar ile her türlü davada hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı veya vekilinin bildireceği banka hesap numarasına, bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılması, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde genel hükümler dairesinde infaz edilmesi öngörülmektedir. Mevcut uygulamada, mahkemeler tarafından hüküm altına alınan alacakların, hemen ilamlı icra takibi yapılmak suretiyle tahsili yoluna gidildiğinden, hem icra dairelerinin işyükü gereksiz şekilde artmakta hem de idareler tekraren icra gideri ödeme külfetiyle karşı karşıya kalmaktadır. Getirilen düzenlemeyle vatandaşların icraya başvurmak zorunda kalmaksızın alacaklarını tahsil edebilmesi, bu suretle icra dairelerinin iş yükünün azalması ve idarelerin icra gideri ödemesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, davacı veya vekiline ödeme yapılması için banka hesap numarasını gecikmeksizin bildirmelerini sağlamak amacıyla kararın kendilerine tebliğ edildiği tarih ile banka hesap numarasını idareye bildirdikleri tarih arasında geçen süreye faiz işletilmemesi hüküm altına alınmaktadır.

Öte yandan, tazminat ve vergi davalarında, verilen kararların tebliğinden itibaren kararın gereğinin yerine getirilmesindeki gecikme sebebiyle ödenecek faiz oranı, kanuni gecikme faiz oranından (yaklaşık yıllık yüzde dokuz) 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenecek gecikme zammı oranına (yıllık yüzde 16,8) yükseltilmektedir. Bununla bir yandan idarelerin kısa zamanda ödeme yapmasının sağlanması, diğer yandan da vatandaşların gecikmeden dolayı uğradıkları kaybın telafi edilmesi amaçlanmaktadır.

Not: Madde komisyonda değiştirilerek kabul edilmiştir; gerekçe tasarı/teklif metnine aittir.

TBMM · S. Sayısı 278, 1/565 esas numaralı tasarının madde gerekçesi (madde 43), s. 14–15

21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 18. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.)

Teklif eden: 112 milletvekilinin teklifi (TBMM teklif sayfası imza listesi)

Anayasanın “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” kenar başlıklı 129 uncu maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceği düzenlenmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kişilerin uğradıkları zararlar” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde, kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacakları düzenlenmiştir.

Söz konusu Anayasa hükümleri ve Devlet Memurları Kanunu hükmüne uyum sağlanmak amacıyla mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davasının ancak ilgili idare aleyhine açılabileceği düzenlenmektedir.

Not: Teklifin 19 uncu maddesi yalnız (4) numaralı fıkrayı değiştiriyordu; bu gerekçe o fıkraya aittir. Birinci fıkraya eklenen cümleler Genel Kurulda önergeyle eklenmiştir (aşağıdaki önerge gerekçesi).

TBMM · S. Sayısı 560, 2/1981 esas numaralı teklifin madde gerekçesi (madde 19), s. 13

Önergeyle, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen atama, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak idari yargı mercilerince verilen iptal ve yürütmenin durdurulması kararlarının yerine getirilme usulü ile bu kapsamdakilerin mali haklarının korunmasına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Not: Birinci fıkraya eklenen cümleler teklifte ve Adalet Komisyonu metninde yoktur; Genel Kurulda çerçeve 18 inci maddeyi yeniden yazan önergeyle eklenmiştir. Bu cümlelerin bir kısmı sonradan 6552 sayılı Kanunla değiştirilmiş, bir kısmı Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

TBMM · Genel Kurul tutanağı, 24 üncü Dönem 4 üncü Yasama Yılı 65 inci Birleşim (20.2.2014), Genel Kurulda kabul edilen önergenin gerekçesi

10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 97. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.)

Kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekaleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişiklikleri işlemleri hakkında verilen yargı kararlarının gereğinin Anayasaya uygun olarak idarenin takdir yetkisini ortadan kaldırmayacak şekilde yerine getirilmesini öngören bir hüküm Tasarıya yeni 82 nci madde olarak eklenmiştir.

Not: Alt Komisyonca eklenen hüküm: tasarıda madde gerekçesi yoktur; metin Alt Komisyon raporundaki açıklamadır. Plan ve Bütçe Komisyonu Alt Komisyon metninin 82 nci maddesini madde kapsamını daraltarak değiştirmiş ve çerçeve 100 üncü madde olarak kabul etmiştir (Komisyon raporu); kabul edilen metinde 97 nci maddedir.

TBMM · S. Sayısı 639, Alt Komisyon raporu (komisyonca eklenen hükmün açıklaması), s. 380

2/7/2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanunun 7. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesi

(Ek cümle:2/7/2026-7588/7 md.)

Teklif eden: 87 milletvekilinin teklifi (S. Sayısı 277 başlığı: adı yazılan 2 milletvekili ile 85 milletvekili)

Anayasa’nın 5’inci maddesi, devletin temel amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini sağlamayı saymaktadır. Bunun yanında Anayasa’nın başlangıç hükümleri ile 6’ncı, 14’üncü ve 129’uncu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; devletin anayasal düzeni koruma ve kamu hizmetlerinin güvenilir şekilde yürütülmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.

Terör suçları, niteliği itibarıyla yalnızca bireysel suçlar olmayıp devletin varlığına, anayasal düzene ve toplum güvenliğine yönelen ağır tehditlerdir. Bu nedenle askeri, kolluk ve istihbarat birimlerinde kritik görev icra eden kamu çalışanlarından ve bunların adaylarından terör suçlarıyla bağlantılı olarak kamu görevinden çıkarılan kişilerin, yargısal süreç tamamlanmadan yeniden kamu görevine döndürülmesi, kamu hizmetlerinin güvenilirliği ve kamu güvenliği bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahiptir. Özellikle 15 Temmuz 2016’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişiminin yaşanmış olması, kritik görevler icra eden kamu görevlilerinin terör ile iltisaklı olma durumuna karşı tedbirlerin en üst düzeyde alınması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu kapsamda özellikle hain terör örgütü FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele aktif bir şekilde devam etmektedir. Gelinen aşamada yeni deliller ve tespitler ışığında idari işlemler tesis edilmekte ve yargılama süreçleri devam etmektedir.

Buna ilaveten, Anayasa’nın 17’nci maddesi ile güvence altına alınan yaşam hakkı, devlete bireylerin yaşamına müdahale etmeme yükümlülüğü yanında, aynı zamanda yaşamı korumaya yönelik pozitif yükümlülükler de yüklemektedir. Bu kapsamda devlet, vatandaşların can güvenliğini tehdit edebilecek riskleri önlemek ve kamu otoritesinin güvenli şekilde işlemesini sağlamakla yükümlüdür. Millî Savunma Bakanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün görev ve sorumlulukları kapsamında silah kullanma, terörle mücadele, istihbari bilgi toplama, gizli bilgilere erişim, toplumsal olayları bastırma ve benzeri hususlarda bu kurumlarda görev yapan personele en üst düzeyde güven duyulması gerekliliği, kamu güvenliğinin ve yaşam hakkının temin edilmesi konusunda pozitif yükümlülüğün bir tezahürüdür. Anayasanın 129’uncu maddesi gereğince Devletine, Milletine ve Anayasaya sadakatle bağlı olma yükümlülüğü altında bulunan kamu görevlileri ve bunların adayları açısından terör örgütlerine ilişkin olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler hassasiyetle takip edilmesi gereken önemli konulardır.

İlk derece mahkemesi kararlarının kanun yolu denetimine tabi olduğu ve üst derece mahkemelerince kaldırılabilme ihtimali bulunduğu dikkate alındığında, terör suçları nedeniyle kamu görevinden çıkarılan ve kritik görevler yerine getiren bu kişilerin kararlar kesinleşmeden yeniden kamu görevine başlatılması, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmayabilecek riskler ortaya çıkarabilmektedir.

Önerilen düzenleme, mahkeme kararlarının etkisiz bırakılması sonucunu doğurmamaktadır. Düzenleme istisnai olarak yalnızca Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarında, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Millî Savunma Üniversitesi ve Harita Genel Müdürlüğünde görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında (Milli Savunma Bakanlığı nam ve hesabına eğitim gören öğrenciler dâhil); Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında (Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatı nam ve hesabına eğitim gören öğrenciler dâhil); Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör iltisakı bulunması nedeniyle kamu görevine alınmama, kamu görevinden veya meslekten ayırma/çıkarma yahut sözleşme feshi işlemlerine yönelik açılan idari davalar, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işleme yönelik açılan idari davalar ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi işlemine yönelik açılan idari davalarda verilen göreve iade sonucu doğuran mahkeme kararlarının kesinleşmesini müteakip (kararların ilgili yararına kesinleşmesi halinde bu süreçteki ücretlerini yasal faiziyle almak suretiyle) işlem yapılmasını, böylece kaldırılan/bozulan kararların olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, nihai karara istinaden işlem yapılarak, terör suçları gibi kamu güvenliğiyle doğrudan bağlantılı alanlarda, askeri, kolluk ve istihbarat görevlerine iade kararlarının hukuki güvenlik, idari istikrar ve kamu yararı ilkelerinin gereği olarak kesinleşmesinin beklenmesini amaçlamaktadır.

Not: Madde komisyonda değiştirilerek kabul edilmiştir; gerekçe tasarı/teklif metnine aittir.

TBMM · S. Sayısı 277, 2/3705 esas numaralı teklifin madde gerekçesi (madde 7), s. 10

Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.