Ortak Hükümler
KTK Madde 109 — Zamanaşımı:
Zamanaşımı:
Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.
İçtihatlar
KTK 109/11 karar
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
E. 2021/18373 · K. 2022/14447 · 10.11.2022
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nin 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nin 60 ve 2918 sayılı KTK'nin 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. …
KTK 109/22 karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
E. 2019/698 · K. 2020/277 · 10.03.2020
5. Davacılar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesi gereği ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 66. maddesine göre somut olay bakımından öngörülen zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu gözetilerek davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
E. 2024/2324 · K. 2024/13158 · 18.12.2024
Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. …
Madde geneli2 karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
E. 2017/1104 · K. 2018/670 · 04.04.2018
Yukarıda açıklandığı üzere,KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve sürücü davacı desteğinin vefat etmiş olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. …
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
E. 2023/944 · K. 2023/12483 · 23.11.2023
3. Somut davada; 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi 4 üncü fıkrası gereğince motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, rücu davalarında uzun ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasının mahkemelerin takdirinde olduğu, bu hususta kanun yararına temyiz talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Künyeler hukuk sitelerinin madde yazılarından ve resmî kaynakta madde aramasından toplandı, her biri resmî kaynakta doğrulandı; gösterilen kısım kararın resmî metninden alındı. Güncelleme: 2026-11-01. Atıftan önce tam metni okuyun.
Madde gerekçeleri1
İlk kabul gerekçesi
Bu gerekçe birden çok maddedeki değişikliği birlikte açıklar (109. madde, 111. madde). Bu maddeyi anan kısım vurgulanmıştır.
108 inci maddede, yukarıdaki maddelerde bahsi geçen (Garanti Fonu) düzenlendi. Ortak hükümler olarak 109 uncu maddede, zamanaşımı, 110 uncu maddede yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı, 111 inci maddede sorumluluğa ilişkin anlaşmaların hangi hallerde geçersiz olduğu ve hangi hallerde bu anlaşmaların hangi sürece iptal edilebileceği hususlar düzenlendi.
Not: Danışma Meclisi Bayındırlık, Ulaştırma, İmar ve İskân, Turizm ve Tanıtma Komisyonunca eklenen hüküm: Hükümet tasarısında karşılığı ve madde gerekçesi yoktur; metin komisyon raporundaki açıklamadır. Rapor paragrafı 108–111 inci maddeleri birlikte açıklar (109 uncu madde numarasıyla anılır). Komisyon tasarının hukukî sorumluluk ve sigorta bölümünü yeniden düzenlemiş ve 86 ncı maddeden sonrasını yeniden numaralamıştır. Millî Güvenlik Konseyi İçişleri Komisyonu Danışma Meclisi metninin 109 uncu maddesini aynen kabul etmiştir (rapor, bent 1). Sayfa taranmış görüntüdür; metin görüntüyle sözcük sözcük okunarak yazılmıştır.
TBMM · Danışma Meclisi S. Sayısı 397 (1/116; Danışma Meclisi 114. Birleşim tutanağına ekli), Danışma Meclisi Bayındırlık, Ulaştırma, İmar ve İskân, Turizm ve Tanıtma Komisyonu raporu (komisyonca eklenen hükmün açıklaması), s. 18Gösterilen metin mevcut konsolide metindir. Hukuki işlemden önce resmî kaynağı kontrol edin; bu uygulama hukuki görüş yerine geçmez.